Our social:

Latest Post

15 Aralık 2016 Perşembe

Bölge Sınıflandırması


Mekânsal farklılıklar ve benzerlikler, her şeyden önce çeşitli olayların dağılış, bağlantı ve gelişim noktalarını yansıtır. Bir mekân parçasının bölge özelliğine sahip olabilmesi için o mekânda belirli olaylar arasında ben­zerliğin ve karşılıklı ilişkilerin olması gerekmektedir. Eğer bir mekân parçasıüzerindeki olaylar arasında karşılıklı neden sonuç ilişkisi bulunmuyorsa, o mekân parçası bir bölge özelliği taşımaz. Bölge tespitinde her şeyden önce bölgelere ayıracağımız mekanın coğrafi birlik fikrini uyandıracak bazıözelliklerinin olması gere­kir. Bu özelliklerin bazıları sabit, bazıları da değişken olabilir. Örneğin beşerî ve ekonomik özellikler yıllar içinde değişiklik gösterebilir.
Ülkemizin coğrafi özelliklerinden ve yüzey şekillerin­den dolayı, ülkemiz üzerinde geniş alanlar kaplayan bölgeler oluşturmak zordur. Bu nedenle Türkiye’de oluşturacağımız bölgelerin yüz ölçümleri genellikle kü­çük olacaktır.
FİZİKİ COĞRAFYA ÖZELLİKLERİNE GÖRE BÖLGELER
Bir yerin yüzey şekilleri, iklim özellikleri ve bitki örtüsü gibi fiziki coğrafya özelliklerine göre oluşturulan böl­gelerdir.
Yüzey Şekillerine Göre Bölgeler
Bu tür bölgeler oluşturulurken yüzey şekilleri göz önü­ne alınır.   Örneğin, düz ovalık bölgeler, yüksek bölgeler, engebeli dağlık bölgeler gibi. Buna göre; Konya Ovası, Çukurova ve Ergene Havzası düz ovalık bölge­lere Hakkâri, Kuzey Anadolu ve Toros dağları engebe­li dağlık bölgelere örnek gösterilebilir.
İklim Tiplerine Göre Bölgeler
Bu tür bölgeler oluşturulurken iklim özellikleri göz önü­ne alınır. Buna göre, Türkiye’de Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklim bölgeleri vardır.
Bitki Örtüsüne Göre Bölgeler
Bu tür bölgeler oluşturulurken bitki örtüsüözellikleri dikkate alınır. Türkiye’de başlıca orman, maki ve boz­kır bitki örtüleri görüldüğü için bu bitki türlerinin bulun­duğu yerler bitkilerin kendi bölgelerini oluşturur.
BEŞERΠCOĞRAFYA ÖZELLİKLERİNE GÖRE BÖLGELER
Bu bölgelerin sınırları belirlenirken o bölgenin beşerî coğrafya özelliklerini oluşturan nüfus, yerleşme, eko­nomik faaliyet ve diğer beşerîözellikler göz önünde bulundurulur.
Nüfus Yoğunluğuna Göre Bölgeler
Bu bölgeler oluşturulurken nüfus yoğunluğu özellikle­ri göz önüne alınır. Örneğin yoğun nüfuslu bölgeler, seyrek nüfuslu bölgeler gibi. Ülkemizde izmit, İstan­bul, İzmir, Adana ve Bursa çevreleri yoğun nüfuslu böl­gelere Hakkâri, Kars, Tunceli, Muğla, Artvin seyrek nü­fuslu bölgeler örnek olarak gösterilebilir.
Yerleşim Özelliklerine Göre Bölgeler
Yerleşim özelliklerine göre kır ve kent bölgeleri oluştu­rulabilir. Buna göre; İstanbul, Ankara ve İzmir kent böl­geleri içinde yer alırken Giresun, Rize ve Ağrıçevrele­ri kır bölgesi içinde yer alır.
Ekonomik Özelliklerine Göre Bölgeler
Ekonomik özelliklerine göre bölgeler oluşturulurken bir yerdeki etkin ekonomik faaliyetler göz önünde bu­lundurulur. Buna göre; tarım bölgesi, sanayi bölgesi, maden bölgesi, turizm bölgesi vb. ekonomik özellikle­re göre oluşturulan bölgelerdir.
Karma Bölgeler
Birden fazla coğrafi özelliği benzer olan bölgeler kar­ma bölgeleri oluşturur. Örneğin, İzmir – Manisa çevre­si ticaret, turizm ve tarım bölgesidir. Zonguldak ve Ka­rabük çevresi maden ve sanayi bölgesidir.

Günümüz Dünyasından Geleceğin Dünyasına

  • Genel olarak sosyal ve ekonomik gelişme sürecine baktığımızda toplumlar insanlık tarihi açısından önemli gelişim aşamaları geçirmişlerdir. İnsanoğlu toprağı işlemeye başlamış ve yerleşik düzene geçmiş tarım toplumunu oluşturmuştur.
  • Tarım toplumundan kitlesel üretim–tüketim ve eğitimin önemli olduğu sanayi toplumuna geçmiş, daha sonra kitlesel refahın, bilginin ve nitelikli insanın önem kazandığı bilgi toplumuna geçmiştir.
  • Günümüzde de birçok alanda köklü değişim ve dönüşümler yaşamaktadır. Bu değişimlerin en önemlisi teknolojide yaşanan hızlı değişmedir.

Teknolojik Gelişme ve Doğaya Etkisi

  • Teknoloji başta ekonomi olmak üzere sosyal, kültürel ve siyasal alanları doğrudan etkilemektedir.
teknolojik_gelisme

Teknolojik Gelişim ve Değişim

  • Teknolojik gelişme ve buluşlar insan yaşamını temelinden değiştirmiştir.
Örneğin;
Tekerleğin bulunması ulaşımı kolaylaştırmış, pulluk ve kimyevi gübre tarımın gelişmesine neden olmuş, buhar gücü ve makinelerin bulunması sanayi devrimine yol açmıştır. Günümüzde bilgisayar ve iletişim teknolojileri bilgi toplumuna geçişi hızlandırmıştır.

Gelecekte Nüfus ve Yerleşme

  • Tarihsel olarak şehirleşme, sanayi ile birlikte farklı bir gelişme seyri izlemiştir. Sanayileşmede yaşanan hızlı gelişmeyle birlikte şehirleşmede hız kazanmıştır.
  • 1960’ta 1 milyar insan şehirlerde yaşarken 1985’te 2 milyara 2000’de 3 milyara ulaşmıştır. 2030’da ise 5 milyara ulaşması beklenmektedir. Yani dünya nüfusunun % 60’ı şehirlerde yaşıyor olacaktır.

Geleceğin Ekonomisi

  • Dünya ülkelerindeki farklı demografik oluşumlar, teknolojik yenilikler, uluslararası ticaretin ve mali sistemin serbestleşmesi ve yerel reformlar, dünya ekonomisindeki değişikliklerin itici gücünü oluşturacaktır. Yapılan değerlendirmelere göre temel hammaddelerin özellikle de doğal kaynakların üretiminde büyük bir artış beklenmemektedir.
  • Yüksek büyüme oranları küresel ticaretteki gelişmelerle ve verimlilik artışıyla gerçekleşecektir. Yaşam standartında iyileşmeler görülecektir.
Gelecegin_Ekonomisi
  • Küreselleşme hareketleri, geleceğin ekonomik yapısını büyük oranda değiştirecektir. İletişim teknolojisi önem kazanacak, dünya büyük bir pazar haline gelecektir.

Şehirleşme Sanayi ve Göç İlişkisi



  • İlk çağlarda verimli toprak ve uygun doğa koşullarının bulunduğu alanlar yerleşim yeri olarak seçilmiş köyler kurulmuştur. Zamanla fazla ürünlerin takas edildiği köyler büyüyerek ticaret merkezi durumundaki şehirlere dönüşmüşlerdir.
  • Orta Çağ’da kentler daha çok ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler olmuştur.
  • şehirleşme konusunda asıl gelişme İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi devrimi ile başlar. Sanayi devrimi ile birlikte Avrupa’da birçok şehir yoğun bir nüfus akımına uğrarlar,hızla büyürler.

Göç ve Kentleşme İlişkisi

  • Göç olgusu, sosyal bir hareket olmasına karşın, ekonomik yaşamdan kültürel yaşama kadar yaşamın her yönünü etkileyen temel bir değişimdir. Göç ve kentleşme arasındaki ilişki, kentlerin çekici özellikleri ile kırsalın itici özelliklerinden kaynaklanmaktadır.
  • Kırsal kesimlerden kentlere olan yoğun göç hareketi, Kentlerde;  Konut yetersizliği ve sağlıksız yapılaşmaya (gecekondu) yol açmıştır.
  • İşsizlik artmıştır.
  • Yol, su, kanalizasyon gibi altyapı yetersiz kalmıştır.
  • Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersiz kalmıştır.
  • Çevre kirliliği artmıştır.
  • Asayiş sorunları ortaya çıkmıştır.
  • Sanayi kuruluşları kent sınırları içinde kalmıştır.
  • Verimli tarım alanları işgal edilmiştir.
  • Arsa ve konut değerleri çok artmıştır.
ÖRNEK: Bir ülkenin birbirini izleyen yıllardaki kırsal ve kentsel nüfusunu gösteren bir grafiğe bakılarak, bu ülkenin nüfusuyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Kırsal nüfusun kentsel nüfusa oranı
B) Verilen yıllarda, kentsel nüfusun artıp artmadığı
C) Verilen yıllarda, kırsal nüfustaki değişme hızı
D) Verilen yıllarda, kırsal nüfusta dalgalanma olup olmadığı
E) Kentsel nüfusta, kırsal kesimden gelen göçün payı
2002 ÖSS
ÇÖZÜM: Kentsel nüfusa bakarak kırsal kesimden ne kadar göç olduğu tespit edilemez. Çünkü kentteki nüfus artışında,kentin doğal nüfus artışı ile ülke dışından yapılan göçler de etkili olacaktır.
Yanıt E
ÖRNEK: Bir yörede nüfus artışları, iş olanaklarının artışıyla sıkı bir ilişki içinde ise bu yöredeki nüfus artışında,aşağıdakilerden hangisinin payının en büyük olduğu söylenebilir?
A) Konut yapımının hızlanmasının
B) Doğumların artmasının
C) Ölümlerin azalmasının
D) Çevreden olan göçlerin çoğalmasının
E) Düzenli ulaşım ağına sahip olmasının
1988 ÖSS
ÇÖZÜM: Ülkelerin sanayileşmesiyle birlikte şehirlerde kurulan fabrika ve yan hizmetlerde çalışmak üzere insanlar kırsal yörelerden şehirlere göç ederler.
İş olanakları artması, işgücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle göçler giderek hızlanır. fiehirler köyden gelen insanların istilasına uğrar.
Yanıt D

Ekonomik Faaliyetlerin Sosyal ve Kültürel Etkileri

Yeryüzünde farklı coğrafi özellikler ve bunlara bağlı olarak farklı ekonomik faaliyetler ve yaşam tarzları vardır. Ekonomik faaliyetler burada yaşayan insanların yaşam tarzlarının, kültürlerinin temelidir.
Sanayi devriminden önce hakim olan ekonomik faaliyet tarım ve hayvancılıktı. Çok çocuklu aileler vardı. Sanayi devrimiyle yeni iş alanları açılmış insanların sanayi bölgelerine göçü ile günümüzün kalabalık şehirleri oluşmaya başlamıştır. Yaşam tarzları değişmiştir. Örneğin; madencilik ve turizm faaliyetlerinin yaygın olduğu iki farklı şehirdeki yaşam biçimleri değişiklik gösterir. Küçük bir yerleşim yeri olan kasaba gelişen sanayi faaliyetleriyle büyük bir şehir haline gelebilir.
Bu yerleşim yerlerinde yaşayan insanların hayat tarzları, kültürleri ve birbirleriyle olan ilişkileri büyük oranda değişime uğrar. Ruhr Havzası (Almanya) buna en tipik örnektir. Ruhr Bölgesi’nin esas gelir kaynağı yakın bir zamana kadar kömür ve çelik üretimiydi. Almanya’da sanayinin gelişmesin de Ruhr ve Saar havzalarındaki maden kömürü yatakları önemlidir. Kömür madenlerinden yararlanılmaya 13. yüzyılda başlanılmıştır. 18. yüzyılın sonlarına kadar maden kömürü üretiminde açık işletme türü hakimdi. Çoğunlukla ek bir gelir elde etmek isteyen köylüler çalışıyorlardı. Ocaklar yılın belli bir döneminde çalışıyordu ve üretim miktarı çok düşüktü. Sanayi devrimiyle birlikte demir ve çelik üretiminde maden kömürünün kullanılması kömür üretiminde çok büyük bir artışa neden olmuştur.
Bir zamanlar fabrika bacaları, vinç kuleleri ve yüksek fırınları ile dikkat çekerken son yıllarda köklü bir değişim geçirerek, geleceği parlak sanayi dallarının bulunduğu bir bölge haline gelmiştir. Bu yapısal değişim, ekolojik yenilenmeye de bağlıdır. Çevreye duyarlı teknolojileri geliştiren işletmeler sayesinde, Avrupa’da çevre teknolojisinin ileri gelen bir merkezi olmuştur.
Düsseldof, Essen ve Dortmund şehirleri de civarındaki köy ve çiftlikleri de içine alarak büyümüşler, böylece günümüzde Almanya’nın önemli şehirleri haline gelmiştir.

İlk Kültür Merkezleri

  • Yeryüzünde coğrafi koşullara bağlı olarak ırk, dil, din, yaşam biçimi bakımından birbirinden farklı uygarlıklar doğmuş ve gelişmiştir.

Mezopotamya Uygarlığı

  • Mezopotamya, kuzeyden Toroslar ve Zagros dağları ile Güney ve batıdan ise Suriye ve Arabistan çölleriyle çevrili geniş bir düzlüktür. Mezopotamya uygarlığı varlığını ve gelişmesini Dicle ve Fırat nehirlerine borçludur.
  • Mezopotamya Uygarlığı’nın gelişmesinde tarımsal etkinlikler önemli rol oynamıştır. İlk yazıyı kullanmışlardır.
Mezopotamya_Uygarligi

Mısır Uygarlığı

  • Mısır uygarlığı Kuzey Afrika’da Nil nehri çevresinde kurulup gelişmiştir. Çevresinin çöllerle kaplı olması diğer uygarlıklarla etkileşiminin daha az olmasına neden olmuştur.
  • Bu nedenle kendine özgü özelliklere sahiptir. Nil nehri çevresinde yapılan tarımsal faaliyetler uygarlığın gelişiminde önemli rol oynamıştır. Matematik, tıp ve mimari alanında uygarlık tarihine katkı sağlamışlardır.
Misir_Uygarligi

Çin Uygarlığı

  • Güneydoğu Asya’da kurulmuştur. İnsanlık tarihinn en önemli buluşları olan kağıt, matbaa, pusula, barut, ipek dokumacılığı Çin uygarlığına aittir. İpek yolu ve Çin seddi bu uygarlığın ürünüdür.
cin_Uygarligi

Hint Uygarlığı

  • Hint yarımadasında Ganj ve İndus ırmaklarının çevresinde gelişme göstermiştir. Toplum kast sistemi ile sınıflara ayrılmıştır.
_Hint_Uygarligi

Akdeniz Uygarlıkları

  • Akdeniz kıyıları boyunca kurulmuş çeşitli kültürlerden oluşur. Bu uygarlıkların başlıcaları Fenike, Hitit, Girit, Miken,İyonya, Lidya, Yunan ve Roma uygarlıklarıdır. Bu uygarlıkların gelişiminde denizcilik ve ticaret belirleyici rol oynamıştır. Ayrıca tarımsal etkinliklerde önemlidir.
_Akdeniz_Uygarliklari

İnka Uygarlığı

  • Güney Amerika’da And dağları çevresinde (Peru ve şile) kurulmuştur. şehir mimarisi ve taş işçiliği gelişmiştir. Güneş takvimini kullanmışlardır.
_İnka_Uygarligi

Maya Uygarlığı

  • Orta Amerika ile Meksika’nın güneyinde kurulmuştur.
  • Mayalar astronomi, matematik, mimari ve sanat dallarında ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmışlardır.
Maya_Uygarligi

Aztek Uygarlığı

  • Meksika’da kurulmuştur. Tarım en önemli geçim kaynaklarıdır. Piramitleri ile ünlüdür.
_Aztek_Uygarligi

İnsan ve Doğa Etkileşimi

  • İnsanlar, ilk dönemlerden itibaren uzun bir süre doğal sistemin işleyişi içinde kalarak yaşamlarını sürdürmüşler ve bu sürece pek müdahale edememişlerdir. Yeryüzünü tanıdıkça ve yeryüzü hakkındaki bilgilerini artırdıkça doğal sistemlere müdahaleye başlamışlardır. Bu müdahale sanayi devrimi ile hız kazanmış ve günümüze kadar devam etmiştir.

İki Ülkeyi Birleştiren Yol: Manş Tüneli

  • Fransa ile İngiltere’yi birbirine bağlayan Manş tüneli yeryüzünün en uzun su altı tünelidir. Deniz yüzeyinin 91 metre altında ve 38 kilometre uzunluğundadır. Benzer bir tünel istanbul’un iki yakasını birleştirmek amacıyla İstanbul boğazında yapılmaktadır.
Mans_Tuneli

Çölde Oluşan Yaşam Alanı: Kalifornia’daki Central

Valley Projesi

  • Kuraklığın etkili olduğu bölgelerde tarımsal su talebi, büyük ölçekli sulama projelerinin yapılmasını gerekli kılmaktadır.
Örneğin;
  • Sulama projesi sayesinde Kalifornia’da eskiden çöl alanı olan Central Valley verimli bir tarım alanına dönüşmüş, turunçgiller yetiştirilmeye başlanmış, hayvanlar için verimli otlak alanları oluşturulmuştur.
  • Ülkemizde kuraklığın etkili olduğu Güneydoğu Anadolu bölgesinde tarımsal verim ve üretimi artırmak amacıyla Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Dicle ve Fırat üzerinde barajlar yapılmakta ve tarım alanları sulanmaktadır.
Valley_Projesi

Dünyadaki En Büyük Su Nakli Projesi: Libya Yapay

  • Libya’daki Büyük yapay nehir projesi’ne 1984 yılında başlanmıştır. Projeyle güneydeki çöl bölgesinin yeraltı sularının, kuzeyde yeralan sahil kesimindeki tarımsal alanlara taşınması amaçlanmıştır.

İsviçre ve Dağlar

  • İsviçre’nin yarıdan çoğunu kaplayan ve yükseltileri 4000 metreyi geçen Alp dağları güneybatı–kuzeydoğu doğrultusunda uzanan iki sıradan oluşur. Bu iki dağ sırası arasında ren ve Rhone ırmaklarının oluşturduğu bir oluk sistemi vardır.
  • Alplerin elverişli kesimlerinde akarsulardan elde edilen enerji sayesinde sanayi bu oluk boyunca gelişmiştir. Bu oluk aynı zamanda ulaşım bakımından da önemlidir.
  • İsviçreliler, Alpler’in olumsuz coğrafi şartlarına rağmen uzun tüneller ve viyadükler yaparak bu alanları değerlendirmeyi bilmişlerdir. Bu durum İsviçre Alplerinde kış turizmininde gelişmesine katkı sağlamıştır.

Hollanda Kıyıları: Doğanın Zorlamasıyla Oluşan Mühendislik

  • Hollanda kıyıları büyük bir bölümünün deniz seviyesinde veya deniz seviyesinin altında olmasından dolayı fırtınalar ve deniz seviyesindeki yükselmeler nedeniyle kıyı taşkınları ve su baskınlarına uğramaktadır. ülkenin kıyı bölgeleri taşkınlara ve su baskınlarına karşı doğal ve yapay birimlerden oluşan kıyı koruma sistemi ile korunmaktadır.
  • Hollanda kıyılarında yaşayan insanlar bu nedenle, arazi ıslahı ile denizden toprak kazanma, taşkın koruma sahaları oluşturma, kıyı setlerinin yapımı ve deniz seviyesi kontrolü alanlarında çalışmalar yapmışlardır.
  • Kıyı alanındaki yerleşmeler; barajlar, kanallar ve setler sayesinde dünyadaki en kapsamlı kıyı koruma sistemiyle korunmaktadır.
  • Japonya’da Hollanda gibi kıyı bölgelerinin doldurulmasıyla toprak kazanan ülkelerden biridir. Nagoya hava alanı denizin doldurulmasıyla yapılmıştır.

YARINDAN SONRA

  • Geleceğimiz Daha Sıcak ve Kurak Olabilir
  • Yerkürenin oluşumundan bu yana jeolojik devirler boyunca iklim koşullarında sürekli bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimlerin büyük ölçekli olması sıcaklık ve yağışlarda da değişmelere yol açmıştır.
  • 21. yüzyılda küresel iklim değişmeleri öncekilere göre daha kuvvetli ve daha kısa zaman diliminde gerçekleşecektir.
  • Atmosferdeki karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gibi gazların oranında artışlar sonucu küresel ısınmanın ortaya çıkması beklenmektedir. Yüksek sıcaklıklar kara ve deniz buzullarında azalmaya, şiddetli tropikal fırtına sayısında da artışa yol açacaktır.

Küresel Isınmanın Meydana Getireceği Değişiklikler

Buzullar Eriyecek

  • Küresel ısınmanın doğal bir sonucu olarak buzullar eriyecektir.
  • Deniz seviyesinde yükselmeler meydana gelecektir.
  • Yerleşim alanları ve verimli delta ovaları deniz sularının altında kalacaktır.
  • Tuzlu suların, tatlı sulara karışması sonucu içme ve sulama suyu elde etmek zorlaşacaktır.
  • Kıyılardaki bitki ve hayvan türleri yok olacaktır.
  • Okyanus sularının sıcaklık ve tuzluluk oranları değişecek, bunun sonucunda okyanus akıntıları yavaşlayacak,kıyılarda iklim değişiklikleri yaşanacaktır.
  • Küresel ısınma ve aşırı kuraklık sonucu;
  • Tarım alanları daralacak, tarımsal verim ve üretim azalacaktır.
  • Akarsu ve göllerin seviyelerinde alçalmalar görülecek, tatlı su bulmak zorlaşacaktır.
  • Bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanları daralacak, birçok tür ortadan kalkacaktır.
  • Deniz seviyeleri yükselecek, alçak yerler deniz sularının altında kalacak, yeni kıyı çizgileri oluşacaktır.
  • Orman alanlarında daralma olacak, orman yangınları artacaktır.
  • Aşırı ısınma ve kuraklık insan sağlığını olumsuz etkileyecektir.

Süper Volkanlar

  • Küresel ısınmanın ortaya çıkaracağı tehlikelerin dışında birde yerin derinlerinden gelebilecek süper volkanik patlamalar ve bunun neden olabileceği değişimler de yaşanabilir.
  • Süper volkanlar, bilinen volkanik patlamalardan yüzlerce kat daha güçlü doğa olaylarıdır. Bu volkanlar küresel çapta etkili olmaktadır. Etkisi yıllarca sürmekte küresel iklim değişiklikleri yaşanmaktadır.

Ekstrem Olaylar


“Devam eden olimpiyatlarda bazı sporcular dünya rekorları kırdı.
Halterde şu ana kadar kaldırılamayan ağırlık, sırıkla atlamada en uzun yükseklik ve bayrak yarışında ise en kısa süreli koşu gerçekleştirildi.Yukarıda anlatılan olaylar insanlar tarafından her zaman ulaşılması kolay olmayan değerlerdir.Dünya üzerinde de buna benzer ekstrem doğa olayları yaşanmaktadır.
Ancak doğa olayları herhangi bir yerde normal sürecini yaşarken bazen bu seyrinin dışına çıkarak o güne kadar görülmeyen ya da çok seyrek görülen olaylar şeklinde gerçekleşmektedir.
Ekstrem olarak ifade edilen bu olaylar, doğal süreçler üzerinde önemli etkilere sahiptir.

Ekstrem Olaylar

Klimatolojik karakterli ekstrem olaylar 

Aşırı sıcaklar ve soğuklar, 
Şiddetli rüzgârlar ve fırtınalar

Jeolojik ve jeomorfolojik karakterli ekstrem olaylar 

Tsunami, 
Şiddetli deprem,
Volkanizma,
Kütle hareketleri
Hidrolojik karakterli ekstrem olaylar 
Aşırı yağışlar ve kuraklık 

Klimatolojik karakterli Ekstrem olaylar

Aşırı sıcaklar ve soğuklar

Herhangi bir yerde o güne kadar görülmeyen ya da çok seyrek görülen sıcaklık ve soğuklukların belli bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlıları, olumsuz yönde etkilemektedir.Yeryüzünde şimdiye kadar en yüksek hava sıcaklığı 57 °C ile Afrika kıtasının El Azizias kentinde (Libya) 13 Eylül 1922’de ölçülmüştür.Avrupa’da ise en yüksek hava sıcaklığı Sevilla kentinde (İspanya) 4 Ağustos 1981’de 50 °C olarak kayıtlara geçmiştir.Hava sıcaklığında ekstrem değerlerin görülmesinin doğal sistemler üzerindeki en önemli etkisi kuraklıktır.Örneğin, 1980 yılında ABD’de görülen yüksek sıcaklık değerleri büyük bir kuraklığın yaşanmasına neden olmuştur.Türkiye, etkilendiği hava kütleleri, basınç yapılarının Özelliği, genel fiziki coğrafya koşulları ve bulunduğu enlem derecesi nedeniyle aşın sıcak ve soğuklar ile kuraklığın sıkça görülebildiği bir ülkedir.Sibirya kökenli karasal kutbi hava kütlesi İle denizel kutbi hava kütlesinin etkilemesi aşırı soğuk hava dalgasının yaşanmasına neden olur.Karasal tropikal hava kütlesinin belli dönemlerde yurdumuzun güney ve güneydoğu yönlerinde etkili olması ekstrem sıcaklıkların yaşanmasına neden olmaktadır.Bu durum canlı yaşamını ve ekonomik faaliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir.

Şiddetli Rüzgârlar ve Fırtınalar

Kasırga, hortum ya da tayfun aynı meteorolojik olayı anlatmakta kullanılan sözcüklerdir.
Bunlar tropikal alçak basınç etkisi ile oluşmaktadır.Bu fırtınalar sonucu çok büyük enerji açığa çıkmaktadır.
Can ve mal kaybına yol açan bu tropikal fırtınalar, yılın belli dönemlerinde belli bölgelerde ortaya çıkmaktadır. Alçak basınç noktası civarında, hızı saatte 300 km’yi bulabilen çok kuvvetli rüzgârlar oluşur.
Bünyelerine aldıkları nem yüksek irtifada yoğunlaşarak şiddetli yağmurlara dönüşür.Kasırga karaya ulaştığında giderek hız kaybetse de şiddetli rüzgârlar ve yağışlarla büyük hasara neden olabilir.Deniz seviyesi birkaç metre yükselir, bu da su baskınlarına yol açar.

Tsunami

Şiddetli depremler ya da volkanizma nedeniyle okyanus tabanında kırılan büyük plakalar, okyanusta büyük dalgalar meydana getirir.Bu dalgaların saatteki hızı zaman zaman 800 km’ye kadar ulaşır.
Kıyıya doğru ilerleyen dalgalar sığ sahillere ulaştıklarında hızlan düşer fakat dalga boyu yükseklikleri artar.
Tsunami adı verilen dev dalgalar kıyıya ulaştıklarında çok büyük tahribata neden olur.
Tsunami, deniz dibinde meydana gelen volkanik patlamalar sonucunda da oluşabilir.
Örneğin, 22 Mayıs 1960’ta Şili açıklarındaki bir depremin neden olduğu tsunami, sadece Şili kıyılarını değil, Pasifik Okyanusu’nda 15 saatte 12 bin 500 km yol alarak Hawaii Adalarını da etkilemiş, 22 saat sonra da Japonya kıyılarını sular altında bırakmıştır.

Depremler

Çok sık görülen bir doğa olayı olan depremlerin çoğu, insanlar tarafından hissedilmez.
Ancak yıkıcı olan depremler bazen doğada çeşitli değişimler meydana getirir.
Shensi (Çin), de 1556 yılında yaşanan ve 830 000 kişinin yaşamını yitirdiği deprem tarihe can kaybının en fazla olduğu deprem olarak geçmiştir, ülkemizde 26 Aralık 1939 yılında Erzincan’da yaşanan 8,0 şiddetindeki depremde 30.000 civarında İnsan hayatını kaybetmiştir.
Bir deprem sonucunda doğada meydana gelen olayları şu şekilde sıralayabiliriz:
Yer sarsıntısı,
Fay oluşumu,
Zemin sıvılaşması,
Yamaç ve çamur akıntısı,
Tsunami,
Göllerde ve yeraltı su seviyelerinde değişmeler,
Kaynak ve kaplıca sularında değişmeler.

Volkanik Olaylar

Volkanik faaliyetlerin oluşumunda ve devamında ekstrem durumların yaşanması doğa süreçleri üzerinde önemli etkiler bırakabilmektedir.
Patlamalar sonucu bol miktarda malzemenin yeryüzüne püskürmesi ile bir yandan volkanik araziler oluşurken bir yandan da duman ve küller atmosferi kaplayarak güneş ışınlarının yeryüzüne gelişini engeller
Böylece volkanik püskürmelerin şiddetine bağlı olarak sıcaklık değerlerinde kısa süreli veya uzun süreli düşüşler görülür.
Örneğin, 1883 yılında Krakatau (Endonezya) Yanardağı’nın püskürmesi sonucunda atmosferin alt katlarında sıcaklık değerleri 0,1 ile 0,3 C düşmüştür.
1815’te Tanbora’da (Endonezya) yaşanan yanardağ patlamasında 92.000 insan hayatını kaybetmiştir.
Okyanus tabanında meydana gelen püskürmeler deniz suyu sıcaklığını artırmaktadır.
Okyanuslarda yaşayan birçok canlı bu durumdan olumsuz yönde etkilenmektedir.
Buzul bölgelerinde meydana gelen püskürmeler buzulların hızla erimesine sebep olmakta ve buzul erimeleri neticesinde büyük sel felaketleri yaşanmaktadır.

Aşırı Yağışlar

Aşırı yağışlar, yağmur, kar ve dolu şeklinde gerçekleşir.Sel ve taşkınlar, aşın yağışların ortaya çıkardığı en önemli sorunlardır. Sel ve su baskınları bazen çok tehlikeli boyutlara varabilir. Tarihte büyük hasar veren çok sayıda sel felaketi yaşanmıştır.

Kuraklık

“Yağışların kaydedilen normal seviyenin altına düşmesi sonucu arazi ve su kaynaklarının bu durumdan olumsuz etkilenmesi ve hidrolojik dengede bozulmanın gerçekleşmesi ile kuraklık yaşanır.Ekstrem olaylardan biri olan kuraklık yavaş gelişir, fakat etkisi uzun sürer.Tarımsal ürünlerde, otlaklarda ve ormanlık alanlarda azalma, yangınlarda artma, su seviyesinde düşme, hayvanların ölüm oranında yükselme, balık türlerinin zarar görmesi veya yok olması kuraklığın doğrudan etkilerine örnek olarak gösterilebilir.

Heyelanlar

Heyelanlar, yeryüzünde çok yaygın olarak görülen ve sık aralıklarla meydana gelen bir kütle hareketidir.
Heyelanlara bağlı olarak ağaçlar ve bitkiler, toprak tabakası ve ana kaya ile birlikte yerinden sökülerek yamaç aşağı taşınır.Bu olaya bağlı olarak bölgede bitki örtüsünün özelliği bozulur.Bağ, bahçe ve tarla gibi tarım alanlarındaki verimli topraklar, heyelanla taşınan verimsiz materyalle örtülür.Tarımsal hasar ve toprak kaybı olmakta, doğal hayat kesintiye uğramakta, bazı canlılar yok olmakta, göller oluşmakta (Ülkemizde Tortum ve Sera göllerinin oluşumu), akarsuların yatağı değişmektedir.