Our social:

Latest Post

Çevre Kirliliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevre Kirliliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2015 Pazar

Çevre Felaketleri

2010 yılının haziran ayı içerisinde İngiliz BP şirketinin Meksika Körfezi' ndeki petrol platformu Deepwater Horizon'un patlaması sonucunda son yılların en büyük çevre felaketlerinden biri yaşanmaya başlanmıştır. Her gün yüzlerce varil petrolün okyanusa sızması ile, İsrail büyüklüğünde bir alan petrol sızıntısı altında kalmıştır.Sızıntının durdurulamaması ve gereken önlemlerinin alınamaması felaketin boyutunu her geçen gün artırmaktadır. Patlamanın ardından, bölgedeki doğal hayatın uzun yıllar boyunca eskiye dönemeyeceği belirtilmektedir. 

Çevre Felaketleri, doğadaki çeşitli unsurlar yardımıyla ve bu unsurlara dolaylı ya da dolaysız olarak başka unsurlara insan eliyle verilen zararlara bağlı gelişen felaket "ÇevreSorunu" olarak adlandırmak doğru bir tanımlama olacaktır. Felaketlerden doğanın kendi olayları ile gelişen ve ortaya çıkan çeşitlerine doğal kaynaklı “Doğal Felaket” adı verimektedir.

Tarih boyunca doğada bazı doğal felaketler (seller, depremler, volkanik patlamalar vs.) olmuşsa da bu felaketler doğa üzerindeki etki gücü ve oluşum durumuna göre etkili olmuş ama bu felaketler yerkürenin doğal yapısında çok büyük değişiklikler oluşturmamıştır.


Oysa sanayileşme ve doğal kaynakların kullanımıyla başlayan süreçte insanoğlu tarafından yapılan suistimaller yerküreye doğal felaketlerden daha büyük zararlar vermiştir. Doğa kendi içinde oluşan felaketleri bir şekilde cevap vererek olumsuzlukları bertaraf edebilmektedir.

Yerküre üzerinde yaşayan insanoğlu eliyle ortaya çıkan felaketler suni bir takım koşullar oluşturduğundan doğa kendi kendini yenileyememekte ve tepki olarak ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma gibi insanlığın hiç de kolay kolay kurtulamayacağı felaketlerle toplumu başbaşa bırakmaktadır Sanayileşme, iktisadi kalkınma ve enerji gibi konularda ülkelerin birbirleriyle kıyasıya rekabet halindedir. Bu rekabet yeni gelişmelere ve yeni denemelere neden olaktadır. İlerleme ve teknolojideki her adımda gerçekleşen yenilenme aynı zamanda çevreye verilen zararında büyümesine neden olmaktadır.

Dünyanın her yerinde tüm ülkelerde çeşitli çevre felaketleri yaşanmaktadır. Bunların bir çoğu ancak büyük olanları yazılı ve görsel medya araçılığı duyurulmakta, ancak bunlardan bir çoğu çeşitli baskılarla basına yansımadan çevre kirletilmeye devam etmektedir. Günümüze kadar yaşanmış olan bir çok çevre felaketi çok sayıda ölümlere ve doğal dengenin bozulmasına neden olmuştur.    

Yaşanmış Olan Çevre Sorunlarına Örnekler
Geçmişte akıllarda iz bırakan bir çok çevre felaketi insan eliyle gerçekleşmiştir. Günümüze kadar yaşanmış olan çevre sorunları ve etkilerine kısaca değinilerek bu sayfada işlenecektir.

1- Atom Bombası
1945 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin attığı bombalar Japonya'ya çok zarar vermiştir. Termonükleer bombanın bulunmasından sonra atom bombası taktik silahı olmuştur. Nükleer silahların üretimine başlanmasına neden olmuştur. İlk olarak Nazi Almanya'sına atılacaktı. Ama savaşta Almanya yenilince Japonya'ya atıldı.

İkinci Dünya Savaşı’nda, savaş amacıyla kullanılan ilk atom bombası, 6 Ağustos 1945′te Japonya’da Hiroşima şehrine atıldı. Patlamada 66,000 kişi öldü, 69,000 kişi de yaralandı. Üç gün sonra Nagasaki’ye atılan atom bombası ise 37,000 kişiyi öldürdü, 40,000 kişiyi yaraladı. Hiroşima'da ilk anda 70 bin, Nagasaki'de ilk anda 27 bin insan "buharlaşarak" yok oldu.

Hiroşima'da birkaç yıl içerisinde ise "radyasyonun ölümcül etkisinden" 140 bin insan öldü. Japonya'nın en güzel kenti olarak bilinen Hiroşima'nın suları, toprağı, havası ve insanları zehirlendi. İki ay içinde bombanın gizli silahı olan radyasyon, ölü sayısını 135 bine çıkardı. Nagasaki'ye atom bombası saldırısı Amerika Birleşik Devletleri, II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde Hiroşima'ya atom bombasını attıktan 3 gün sonra 9 Ağustos 1945 (Amerikan kaydına göre 10:58'de, Japon kaydına göre saat 11:02'de), Plütonyum-239 tipi atom bombası "Fat Man" (Şişko Adam, resmî adıyla Mark III) ile ikinci katliâmı gerçekleştirdi.

Bu atom bombasıyla Nagasaki'nin toplam nüfusu yaklaşık 240.000 kişi içinde 74.000 kişi hayatını kaybetti ve binaların yüzde 36'sı tamamen yok edildi. 2007'te, Nagasaki belediyesinin resmî listesine göre, o an öldürülen veya daha sonra atom bombasının etkisiyle ölenlerin toplam sayısı 143.124'a ulaşmıştı  

2- Çernobil
26 Nisan 1986'da Çernobil Nükleer İstasyonu'nda meydana gelen patlamanın ardından milyonlarca kilometrekareye radyoaktif madde yayıldı. Nükleer istasyonun yakınında yaşayan 49 bin kişi hemen tahliye edildi. Olaydan 20 yıl sonra bile bölge hala bir hayalet şehir. Yayılan radyoaktif maddeler ise sadece Ukrayna'yı değil, çevre ülkeleri de etkiledi. Çernobil reaktör kazası, 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazasıdır. Ukrayna'nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi.

1972’de Ukrayna’daki (O dönemde SSCB’nin bir parçasıydı) Kiev’in 140 km kuzeyinde bulunan Çernobil Nükleer Santralı’nda gerçekleşen kaza, her biri 1.000 Megawatt (MW) gücünde olan dört reaktörüni hatalı tasarımının yanı sıra, reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılıp peşpeşe hatalar meydana gelmesi nedeniyle oldu. Ülkemizin karadeniz kıyılarıda Çernobil patlamasından kaynaklı radyasyon nedeni ile etkilendi. O günlerde o bölgede üretilen ürünlerinin insan sağlığını olumsuz yönde etkileyeçeği tartışıldı. Dönemin bakanı tv ekranlarında çay yudumlayarak bakın bende içiyorum hiç bir şey olmaz görüntüleri ile zararlı olomayacağı anlatılmaya çalışıldı. Olayın üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen etkilerin çok ciddi bir şekilde görülmeye devam ettiği, bölgede görülen kanser vakalarında ciddi artışların görülmeye başlandığı her geçen gün dile getirilmeye başlandı. Kazanın yaşandığı bölgede hala yaşamın olmadığı, insanların ve diğer canlıların olsuz etkilendiği, koruma alanının devam ettiği bildirilmektedir.  

3- Kömür Yangınları
Dünyada belli başlı kömür üreticisi ülkelerde cereyan etmekte olan yeraltı kömür yangınları gezegenimizin ve üzerinde yaşayanların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumdan çok az kimsenin farkında olduğu ve büyük bir tehdit olarak algılandığı bildirilmektedir. Yeraltı kömür yangınları, başta Çin, Endonezya, Hindistan ve ABD olmak üzere bir çok ülkede sürmekte. Uzmanlar, yalnızca Çin'deki yeraltı yangınlarının yılda 200 milyon ton kömür tükettiğini vurguluyorlar. Yangınlar, oksijen ve güneş ışınının uygun koşullarda bir araya gelmesiyle kendiliğinden çıkabildiği gibi çoğu kez insanlarca da başlatılabiliyor.

Terkedilmiş madenlerde yığılı kömür atıkları, ya da henüz kazılmamış, yüzeye yakın kömür damarları, tarla açmak için orman ya da çalı yakılması gibi insan faaliyetleri sonucu ateşlenerek tutuşturuluyor. Bu büyük kömür damarları bir kez tutuştu mu, kömür yangınları onyıllar, hatta yüzyıllar boyu sürebiliyor ve atmosfere yoğun miktarda sera gazı ve is parçacıkları salımına yol açıyor. Bu salımların değeri henüz belirlenmemiş olsa da, global ya da yerel iklim değişimi, hava kirliliği ve insan sağlığı üzerinde büyük etkileri olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Atmosfere bırakılan zehirli gazlar insanların sağlıkları üzerindeki etkisi genellikle solunum yolu hastalıkları olarak ortaya çıkıyor. Ancak, etkiler yalnızca atmosfer yoluyla oluşmuyor. Yangınlarla ortaya çıkan arsenik, civa ve selenyum gibi toksik elementler toprak yüzeyine düşerek yağan yağmurlarla yeraltı sularına, akarsu ve toprağa sızarak bu su kaynaklarının kirlenmelerine neden olmaktadır. Diğer yandan bu yangınlar o bölgelerde toprak üstünde yaşayan diğer canlılara da olumsuz zararlar vermektedir.

4- Türkmenistan Doğalgaz Yangını
Türkmenistan çöllerinin ortasındaki 100 metre çapındaki bu çukur tam 38 yıldır alevler içinde. Alevlerin kaynağı ise bir sondaj kulesi. 1971'de Sovyetler Birliği'ne ait bir sondaj kulesi yanlışlıkla, bu çölün altında bulunan doğalgaz kaynağını deldi. O esnada toprak çökünce, tüm sondaj kulesi bu deliğe, yani doğalgaz kaynağına düştü. Oluşan patlamaların etkisi ile çukurdan zehirli gazlar da yayılmaya başladı. Ölümcül bir felaketin önüne geçmek için Sovyetler tüm çukuru ateşe verdi.

5- Endonezyada Çamur Patlaması
Mayıs 2006'da Endonezya'nın Java adasında yine gaz kaynakları üzerindeki bir sondaj çalışmasında çamur patlaması yaşandı. Volkan patlamasını andıran kazada 13 kişi öldü. O günden beri sidoarjo bölgesinde topraktan sıcak kükürtlü çamur fışkırıyor. Oluşan gaz dumanı ise şimdilik 25 kilometrekareden büyük bir alanı kaplıyor ve her gün 50 bin metreküp- bir olimpik yüzme havuzunun hacmine denk- daha artıyor. Bilim adamlarına göre bu çamur volkanı 30 yıl daha patlamaya devam edecek.

6- ABD’de Maden Ocakları
Bir zamanlar dünyanın en zengin kurşun ve çinko madenlerine sahip olan ve 20 bin kişinin yaşadığı Oklahoma Picher'da şu an 25 kişi yaşıyor. Madenlerden sızan aistli suların tüneller aracışığı ile yayılması sonucu, bölgede akan küçük nehrin suları zehirli hale geldi ve kırmızıya büründü. Bölgenin etrafındaki dağlar ise madenlerin atıkları ile dolduğu için, Picher'da artık yerleşim kalmadı.

7- Sovyetler’ de Aral Gölü Kirliliği
Sovyetler Birliği'nin tarım politikalarında Aral Gölü önemli bir sulama kaynağıydı. Ancak bu politika bir zamanların büyük gölündeki su seviyesini düşürdü. Bugün Aral Gölü neredeyse tamamen kurumuş ve daha küçük başka göllere bölünmüş durumda. Geriye kalan balıkçı gemileri ise gölün tabanına saplı bir şekilde duruyor.

8-ABD Montana’ da Bakır Madenleri
Kasım 1995'te göçmen bir kaz sürüsü Montana'daki Berkeley Çukuru'na geldi. Yakınındaki bakır madeni nedeni ile 40 milyar varil asitli su ve ağır metaller ile dolu olan bu çukur kenarında birkaç gün geçiren ve sis nedeni ile bölgeden ayrılamayan 342 kuş ölü bulundu. Montana eyaletinde yapılan açıklamada, göl suyundan içen kuşların yemek borusunun paslandığı belirtildi.

9- Çinde Elektronik Atık Çöplüğü
Guiyu'da Çin'in en büyük elektronik çöplüğü bulunuyor. Burada artık kullanılamayacak elektronik aletler parçalarına ayrılıyor. Aletlerin içindeki değerli metallerin geri dönüştürülmesi için burada devre levhaları yakılıyor, fırınlanıyor ve asitte bekletiliyor. Elektronik çöpüğü olmasına ilave olarak bu işlemlerin de yapılması Guiyu'yu gezegenin doğası en çok kirlenmiş ikinci yeri yapıyor. Pasifik Okyanusu'ndaki bir bölge tma 3,5 milyon ton çöp ile dolu ve bunun yüzde 90'ı plastik atıklardan oluşuyor. Havai ve Kaliforniya arasınad bulunan bu çöp adası Teksas'ın iki katı büyüklükte.

10- ABD’de Marshall Adasında Nükleer Testler
1970'lerin sonunda ABD hükümeti Marshall Adaları'nda yaptığı nükleer testlerin atıklarını temizleme gayretine girişti. 85 bin metreküpe yakın radyoaktif toprak, Runit Adaları'na transfer edildi ve burada bir nükleer testten geriye kalan 100 metre genişliğindeki kratere dolduruldu. Kraterin kapağı 358 dev panelden oluşan bir kubbe ile kapatıldı. Bu çalışma ABD hükümetine çeyrek milyar dolara ve üç yıla mal oldu. Ancak bölge hala radyoaktif.

11- Avustralya Fosfor Madeni
Avustralya yakınlarında bulunan Mikronezya'da yıllar süren fosfor madeni çalışmaları Nauru bölgesinde toprağın yüzde 80'ini yok etti.Geriye 15 metre yüksekliğine kireçtaşı tepecikleri ile kaplı çorak bir arazi kaldı. Fosfor rezervlerinin bitmesinin ardından bölgenin ekonomisi de çöktü. Doğası da çöken bölgenin turizm gibi başka geçim kaynakları elde edebilmesinin önü de kapandı. Bugün Nauru'nun verimli toprakları sadece 150 metrelik bir sahil şeridini kapsıyor.

12-ABD’de Kömür Yangını
ABD Pennsylvania'nın Centralia bölgesinin altındaki dev kömür madenleri 1962'de tutuştu ve o günden beri yanmaya devame diyor. Centralia'daki bu doğal afet ile ilgili bilinç, 1981'de 12 yaşında bir çocuk bir anda açılan 45 metrelik bir çukura düşünce oluştu. Bu olayın ardından bölge halkı başka yerlere yerleştirildi ve Centralia tamamen terk edildi.

13- Macaristan'da Kızıl Zehir
Macaristan'ın batısında Ajka kentindeki aliminyum üreten bir fabrikada 'kimyasal atıkların biriktirildiği' göletin iki setinin yıkılması sonucu 7 kişinin kaybolduğu yüzlerce insanın zahirlenme belirtileri ile hastaneler başvuruduğu bildirildi. Tehlikeli bu çevre felaketinin zehirli atıklarının tuna nehrine ulaşması sonucu canlı yaşamının olumsuzluklarla karşılaçağı uzmanlar tarfaından dile getirilmektedir.

Orta Macaristan’da Balaton gölü yakınlarındaki Veszprém ilinde bölgenin en büyük sanayi birimi olan alüminyum üretim tesisinin, atık maddelerinin toplanıp etkisizleştirildiği dev biriktirme göletinin bentleri yıkılmış ve çok tehlikeli ağır metaller de içeren yaklaşık bir milyon ton balçıklı su dört köyü basmıştı. Yer yer iki buçuk metreye yaklaşan zehirli atıklı suların oluşturduğu sel, ölümlere ve yüzlerce insanın da yaralanmasına neden oldu. Macaristan hükümeti, bir alüminyum fabrikasından yayılan zehirli atığın temizlenmesinin bir yılı aşkın bir zaman alaçağı ve milyonlarca dolara mal olacağını belirtilmektedir.

Greenpeace çevre örgütünün Macaristan sorumlusu Zsolt Szekfalvi , kısa vadede binalar ve evlerin zarar göreceğini, ancak atığın, deriyle temasının çok tehlikeleri olduğunu belirtmektedir. Ulusal Afet Dairesi'nin başkanı, alkalin ve ağır metallerin değerinin düşüp düşmediğinin önümüzdeki günlerde anlaşılacağını açıklamaktadır. Yetkililer, kirlilikle mücadele için nehirlere kil ve asitten oluşan bir karışım dökülerek kirliliğinin oranın azaltılması zararın en alt düzeye indirilmesi çalışmalarının sürüdürldüğünü açılamaktadırlar.

Tuna'ya dökülen derelerden birinde tüm balıkların ölümüne yol açan alkalin seviyesinin büyük ölçüde düşürüldüğü, ancak dereyi gözlem çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Macaristan Başbakanı Viktor Orban sızıntıyı 'ekolojik bir trajedi' diye tanımlarken, zehirli çamurun Tuna nehrini zehirlemesinden korkuluyor. Tuna Nehri'nin geçtiği hat boyunca uzanan Hırvatistan, Sırbistan ve Romanya acil durum planları yapıyor.

Tuna nehrinin karadenize dökülmesi sonucu kirliliğin ülkemize de etkileyeçeği bir gerçektir. Bu tehlikeli sular karadenizin kirlenmesine neden olacaktır.


Meksika Körfezinde BP Kaynaklı Petrol Sızıntısı

BP Kaynaklı Petrol Sızıntısı
Son yaşanan çevre felaketlerinden sonuncusu İngiliz Bp şirketinin Meksika Körfezi'ndeki petrol platformu Deepwater Horizon'un patlaması sonucu meydana gelen petrol sızıntısıdır.

Son yılların en büyük çevre felaketlerinden biri gerçekleşti. Louisiana kıyılarından 110 kilometre uzaklıktaki, BP'ye ait 'Deepwater Horizon' adlı petrol platformunda patlamanın ardından 20 Nisan'da sızıntılar başlamıştı. BP'nin petrol arama lisansına sahip olduğu sahada bulunan "Deepwater Horizon" adlı platformda 20 Nisanda 11 kişinin ölümüne yol açan bir patlama meydana gelmiş, iki gün sonra da bu platforma bağlı, denizin 1500 metre altındaki bir kuyudan suya milyonlarca litre ham petrol karışmaya başlamıştı. Her gün yüzlerce varil petrolün okyanusa sızması ile, İsrail büyüklüğünde bir alan petrol altında kaldı.

Sızıntının durdurulamaması ve gereken önlemlerinin alınamaması felaketin boyutunu her geçen gün artırmaktadır. Patlamanın ardından, bölgedeki doğal hayatın uzun yıllar boyunca eskiye dönemeyeceği belirtiliyor. Şu ana kadar Meksika Körfezi'ne yaklaşık 20 milyon varil petrol döküldüğü tahmin ediliyor. Körfezdeki sızıntı ABD'nin güney kıyılarına yakın bir bölgede çevre felaketine yol açmaya devam ediyor.

Bazı tahminlere göre, yaklaşık 1,524 metre derindeki kuyudan günde beş bin varil ham petrol Meksika Körfezi'ne yayılıyor.Amerikan hükümetinde görevli bilim adamları, patlak borudan günde dört milyon litreye varan ham petrol fışkırdığını söylüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda bu sızıntının uzun süre durdurulamayaçağı ve sızan petrolün temizlenmesinin uzun süre alaçağı bildirilmiştir.

Bu arada BP, sızıntıyı durdurmak üzere denediği son yöntemin de başarısız olması üzerine yeni bir taktik deneme karar alaçağını bildirdi. Ancak, kullanılacak yeni yöntemlerin de başarı sağlayıp sağlayamayacağı kesinlik kazanmış değil. Meksika Körfezi'ndeki çevre kirliliğinin sorumlusu İngiliz petrol şirketi BP, deniz tabanındaki sızıntı noktasındaki kapağı değiştirmeye çalışacak.

Hava koşullarının da izin verdiği ölçüde yapılacak operasyonda değiştirilecek yeni kapağın deniz yatağından toplanan hampetrol miktarını çoğaltması bekleniyor. Meksika Körfezindeki sızıntıyı durdurma ve temizlik faaliyetlerini izleyen Amerikan sahil muhafaza komutanı Amiral Thad Allen, BP'nin robot denizaltılarının kapağı değiştirmek üzere dalışa geçebileceğini belirtilmiştir.

Petrol Sızıntısının Durdurulduğu Açıklandı.
15 Temmuz 2010 itibari ile Meksika Körfezi’ndeki petrol sızıntısını ilk kez durdurulduğu açıklandı. Şirket, kuyunun ağzına taktığı yeni ağır kapakla sızan petrolü toplamayı başardı. Sistemin testinin sürdüğü açıklanırken, başarıya ulaşılması halinde petrol yüzeydeki tankerlere aktarılacak.Gelecek ay da petrol kuyusu tamamen kapatılacak.

ABD, Georgia Üniversitesi Deniz Bilimleri Bölümü’nden Dr. Mandy Joye, bazı petrol kümelerinin yakınlarındaki alanlarda oksijenin yüzde 30 oranında düştüğünü söylüyor: “Oksijen daha da düşerse birkaç ay içinde hayvanlar için çok tehlikeli bir durum söz konusu olacak. Sistemin kendisini bu kadar petrol ve gaza karşı yenilemesi onyıllar alabilir. Daha önce böyle bir durumla karşılaşmadık. Gelecekteki etkileri ölçmek mümkün değil.”

Meksika Körfezi’ndeki platformlarından birinin infilak ederek batmasının neden olduğu çevre kirliliğinin İngiliz petrol grubu BP’ye maliyeti şimdiden 3,5 milyar doları buldu. BP’den yapılan açıklamada, ham petrol kaçağı noktasının üzerine yeni kapak yerleştirme işleminin de öngörüldüğü gibi devam ettiğini belirtilerek, petrol şirketinin sızıntının nisan sonunda başlamasından şimdiye kadar 749 bin 100 varil ham petrol toplamayı başardığı kaydedildi.

İngiliz petrol grubu, çevre felaketiyle mücadelede 46 bin kişinin, 6 bin 400’den fazla geminin ve onlarca uçağın görev yaptığını belirterek, şimdiye dek 105 bin tazminat talebi geldiği ve toplam 165 milyon doları bulan 52 bin ödemenin yapıldığını kaydetti. BP, çevre felaketinin maliyetlerinin karşılanması için 20 milyar dolarlık bir fon oluşturmayı kabul ettiğini de anımsattı.

İngiliz gazeteleri, ABD yönetiminin çevre felaketinde gerekeni yapması için İngiliz BP şirketi üzerinde baskıları sürdüreceğine dikkati çekerek, bu felaketin BP'ye faturasının 10 milyar sterlini bulabileceği tahmin edilmektedir.

Daily Telegraph gazetesi, petrol tabakasını kontrol ederek yayılmasını önlemenin BP'ye günlük maliyetinin 4 milyon sterlin olduğunu ve petrolün Meksika Körfezi kıyılarından tamamen temizlenmesinin üç ayı bulabileceğini kaydetti. Gazete, sızıntının kıyıya ulaşması durumunda BP'nin milyarlarca dolarlık tazminat talepleriyle karşı karşıya kalabileceğine de işaret etti.

Çevrecilerin Tepkisi
Meksika Körfezinde meydana gelen ve Amerikan Başkanı Barack Obama'nın "11 Eylül Saldırıları" ile hemen aynı seviyede tuttuğu çevre felaketi, yayılmaya devam ediyor. Bu arada Bp karşı olan kızgınlık ve artarak devam etmekte. Tüm dünyada insanlar, felaketten sorumlu tuttukları BP'ye öfke yağdırıyorlar: hem offline, hem de online platformlardan. Sosyal ağ, yine kızgın bir kalabalığa ev sahipliği yapıyor. Bu sefer protesto edilen, Meksika Körfezi'ndeki felaketin "baş müsebbibi" konumundaki BP. 600 bini aşkın Facebook üyesi, "Boycott BP" isminde oluşturulan sayfada, bir taraftan şirketi protesto ederken, bir yandan da Meksika Körfezi'nde yaşanan gelişmeleri birbirleriyle paylaşıyorlar.

Diğer yandan, geçtiğimiz hafta sonunda Manhattan'da organize edilen protesto gösterileri mecrandan kayarak pek de ilgisi olmayan yerlere yöneldi. Örneğin, New York Times gazetesi, BP'nin reklamlarını yayımladığı gerekçesiyle protestolardan payını aldı. Oysa, gözlemciler, bir gazetenin reklam departmanıyla editöryelinin iki ayrı birim olduğunu hatırlatarak, kuruluşun salt reklamını yayımladığı için onu tasvip ediyormuş gibi algılanmasının yanlış olduğunu belirtiyorlar.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Çevre Kirliliği

Çevre kirliliği veya kirlenmesi şu şekilde tanımlanmaktadır: Bütün canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen, cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin; hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayıdır. Veya ?Çevre kirliliği, ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve insanlardan kaynaklanan ekolojik zararlardır.?
Çevre Kirliliğinin Nedenleri
Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve
toprakta yüksek oranda birikmesi ile çevre kirliliği meydana gelmektedir.
 Başlıca kirleticiler şunlardır.

Başlıca kirlilik çeşitleri ise şunlardır: Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve radyoaktif kirlilik. Bunlar hakkında özet bilgiler aşağıda verilmiştir.

Hava Kirliliği
Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek
kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi,
?Hava Kirliliği? olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada
zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından
yönetmeliklerle belirlenir.
Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de
değişir.
Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik
santral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir.
Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca
3 grupta toplanabilir.
Su Kirliliği
Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda
bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır.
Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları,
tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibi
süreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsi
doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir.
Suların kirlenmesine karşı alınabilecek önlemler iki grupta toplanabilir:
(1) Su kullanımında tasarruf sağlayacak önlemler (ev idaresi, tarımsal sulama,
sanayide su kullanımı vb.).
(2) Suları temizleyen teknik önlemler.
Birinci gruba giren önlemler, atık kirli su miktarını azaltmayı öngörmektedir. Teknik
önlemler ise, suyun kirlenmesini ve kirlenmiş suların arıtılmasını sağlarlar.
Toprak Kirliliği
?Toprağın verim gücünü düşürecek, optimum toprak özelliklerini bozacak her türlü
teknik ve ekolojik baskılar ve olaylar?, toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir.
Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir.
Örneğin, kükürtdioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmur
damlacıkları ?asit yağışları? halinde toprağa gelir. Toprak içine giren bu asitli sular ağaç
köklerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır. Toprağın reaksiyonunu
etkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekilde
çöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktif
maddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik, ekolojik ve hukuksal önlemler alınır.
Bu konuda daha geniş bilgi edinmek için, bakınız Çepel (1997, s.1 ? 112).

Radyoaktif Kirlenme
Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar , radyoaktif madde artıkları
radyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış oldukları
elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu)
hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara
ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organları
zedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana getirirler.
Gürültü Kirliliği
?Gürültü Kirliliği? denince, ?insanlarda sağlık bakımından geçici bir zaman için
veya sürekli olarak zarar meydana getiren sesler? anlaşılır.
Gürültü kirliliği yaratan başlıca kaynaklar şunlardır: ulaşım araçları, sanayi
kuruluşları, sosyal donatım, eğlence araçları.
Gürültü insanların sinir sistemlerinden, kan dolaşım sistemlerine ve kas gerilimlerine
kadar çok çeşitli zararlar meydana getirir.
Gürültü zararlarına karşı teknik ve biyolojik önlemler alınabilir. Bunlar tamamen özel
konular olduğundan ayrıntıya girilmeyecektir.
Buraya kadar, çeşitli çevre kirliliği olayları özet olarak açıklanmaya çalışılmıştır.
Genel anlamda çevre kirliliğine karşı alınabilecek önlemler çok çeşitli olup, bunların en
önemlileri bir çizelge halinde verilmiştir.Çevre Kirliliğine Karşı Alınabilecek Önlemler.

Prof. Dr. Necmettin ÇEPE
Celal ERGÜN