Our social:

Latest Post

KPSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KPSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2015 Cuma

Türkiye'de Akarsuların Oluşturduğu Şekiller

Yeryüzünün şekillenmesine neden olan dalga, akıntı, buzul ve rüzgârların yanı sıra, en etkili dış kuvvet akarsulardır. Akarsuların etkinliği, çoğunlukla yüksek dağlar, kutup bölgeleri ve çöller dışında kalan alanlarda ön plândadır.
Dünya üzerinde sahip olduğu yeri ve konumu, iklimi ve topoğrafik özelliklerinden dolayı Türkiye, akarsuların egemen olduğu ülkelerdendir. Bu nedenden yurdumuz, çok gelişmiş ve zengin bir akarsu ağına sahiptir. Oluşmuş olan bugünkü akarsu ağı sistemi, jeolojik devirlerden Üçüncü Za-man'ın sonu, Dördüncü Zaman'ın başlarında oluşmaya başlamıştır. Yükselmiş ve tamamen kara haline geçmiş olan ülkemizde, eğimin de artmasıyla akarsular vadilerine derince gömülmüşlerdir. Bu işlevleri günümüzde de sürmektedir. Akarsuların aşınım ve birikiminden oluşan işlevlerinin sürmesinden dolayı ülkemizdeki yeryüzü şekilleri zengin bir durumdadır. Bu nedenle ülkemiz akarsularının aşındırması ile birçok tipte vadi oluşmuştur.

Akarsuların oluşturduğu aşınım ve birikim şekilleri iki grupta toplanır:


1. Akarsuların oluşturduğu aşınım şekilleri:

Akarsuların aşındırması; akarsu havzasındaki kaya yapısına, tabakaların durumuna, yatağında taşıdığı su miktarına, yatak eğimine, akarsuyun hızına, taşıdığı yük miktarına bağlıdır. Örneğin; suyu fazla bir akarsu, eğimi yüksekçe olan bir yatakta
hızla akıyorsa, aşındırma gücü fazladır, denebilir. Bunun tersi olursa yavaş akan, suyu az bir akarsuyun aşındırma gücü zayıftır. Ülkemizde akarsuların çoğunun aşındırma gücü, debisindeki değişikliğe bağlı olarak mevsimler arasında önemli farklılıklar sunar. Özellikle ilkbahar ayları suların en yüksek olduğu ve aşındırma gücünün en fazla olduğu dönemdir. Türkiye'de yüksek dağ alanlarının çok fazla olması nedeniyle akarsu aşındırması ön plânda bulunmaktadır. Ülkemizde akarsu aşındır-masıyla oluşan birçok vadi tipi oluşmuştur. Vadi, bir yatak ve bunun iki yanında eğimli yamaçların yer aldığı yeryüzü şekillerinden birisidir. Bunlar, içine akarsuların da yerleşebildiği uzun oluklardır. Vadiler, aşındırma ile yana doğru ve derine doğru gelişebilirler. Ayrıca, yana doğru aşındırma sonucunda akarsular, vadilerini bir diğer akarsu havza-sıyla yapmış olduğu sınır olan su bölümü çizgisine kadar uzatabilirler.
Derine aşındırmanın fazla olduğu yerlerde oluşan dar, derin ve dik yamaçlı vadilere boğaz vadi adı verilir. Ülkemizdeki boğazlar daha çok sert kayalar içinde açılmışlardır. Bu tür boğazlara yarma vadi denir. Özellikle ülkemizde kuzeyin önemli akarsuları olan Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh nehirleri, Anadolu'nun kuzeyindeki dağları yararak birçok boğaz ve yarma vadi oluşturmuşlardır. Yine Doğu Anadolu Bölgesi akarsuları (Karasu, Murat, Fırat ve Dicle) ve güneyde Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu vadilerde birçok boğaz oluşmuştur.
Bazen boğazların kenarında yamaçlar basamak basamaktır. Böyle basamak profili gösteren ve yatay tabakalar içinde açılmış boğazlara kanyon denir. Ülkemizde kanyonların en tipik örneklerine Torosların yatay yapılı kireç taşlı arazileri içinde rastlanır. Örneğin, Göksu Nehri Taşeli Plâto-su'nun kireç taşları içerisinde kanyon biçiminde derin boğazlar oluşturmuştur. Bazı vadilerin enine profili V şeklinde ve alüvyal tabandan yoksundur. Bu tip vadilere kertik ya da çentik vadi denir. Özellikle Kuzey Anadolu Dağları'nın ve Torosların denize bakan yamaçları üzerinde kurulmuş örneğin; Kuzey Anadolu'da Fırtına Deresi, Solaklı Deresi, İkizdere; Güney Anadolu'da Aksu Çayı, Manavgat Çayı, Tarsus Çayı gibi, birçok akarsu vadisi dağların epirojenik stilde yükselmelerine dayalı olarak gençleşmelerinden dolayı V şeklinde oluşmuşlardır. V şekilli çentik vadiler, yana aşındırmanın fazla olduğu ve yamaçların yatıklaştığı yerlerde vadi profili genişler ve basık bir profil görünümünü sunan yatık yamaçlı vadiler oluşur.
Yatık yamaçlı vadilerin tabanlarının taşınan alüvyonlarla doldurulması sonucunda ve yamaçlarının da aşınımla iyice yatlaştırılmasıyla alüvya! tabanlı vadilere dönüşürler. Ülkemizdeki akarsuların büyük birçoğunun denize ulaşmadan önce ağız kesimindeki vadi profili bu şekli almıştır. Bunun yanı sıra bir akarsu vadisini, biri sert diğeri yu muşak iki farklı dirençteki kayanın birleştirdiği yer de kazıp derinleştirir ise sonuçta yamaçlarındar biri daha dik, diğeri yatık olur. Bu bakımdan, ya maçları farklı eğim değeri gösteren vadiler asimet rik vadi denir. Ülkemizde bunlar, değişik dirençte ki kayaların yer aldığı hemen hemen tüm vadile üzerinde lokal olarak görülür (Şekil 1)



Yukarıda sözü geçen aşınım şekillerinden vac lerin yanı sıra; killi-tüflü yamaçların yüzeysel selenmelerle derine yarılması sonucunda kötü ara anlamına gelen kırgıbayır (badlands) denilen ş killer ve peri bacaları oluşur. Ülkemizde İç Anadlu'daki Ürgüp-Göreme yöresinde peri bacaları bulunur.

Ayrıca akarsu yataklarında eğimin birden azaldığı ve suyun birden çağlayanlar ve şelâleler yaparak düştüğü yerlerde bir çukur gelişir. Bu çukura dev kazanı ismi verilir. Bunlar, akarsu aşındırması sonucunda gelişirler. Ülkemizde Akdeniz Bölge-si'nde Düden Çayı ve Manavgat Çayı üzerinde birçok örneği bulunur. Dev kazanın olduğu her yerde şelale bulunur, ancak her şelalenin olduğu yerde dev kazanı oluşmaz.
Başta akarsular olmak üzere diğer dış kuvvetlerin, yeryüzünü aşındırması sonucunda yükseltileri neredeyse deniz seviyesine kadar indirilmiş, inişli-çıkışlı, dalgalı düzlükler oluşur. Bunlara peneplen (yontuk düz) denir. Ülkemizde milyarlarca yıllık I. Zaman arazileri özellikle akarsu aşınımıyla düz ya da düze yakın yüzeylere sahip peneplenlere dönüşmüşlerdir. Ancak daha sonraki tektonik hareketlerin etkisiyle yükselmiş olan peneplen arazileri içine akarsular gömülerek V şekilli, genç, çentik vadiler oluşturmuşlardır. Ülkemizdeki peneplenlerin en tipik örneği, Çatalca ve Kocaeli platoları üzerinde yayılan peneplen alanıdır.


2. Akarsuların oluşturduğu birikim şekilleri:

Akarsuların taşıdığı çeşitli boyuttaki kil, kum, çakıl gibi maddeler, dağ eteklerinde ve ovalarda akarsuyun gücünün azalması ya da akarsuyun yükünün artması sonucu biriktirilir. Yükün bir akarsu tarafından taşınamayan kısmı yatakta çökelir. Bu çökelme etkinliği sırasında iri unsurlar olan blok ve çakıllar, ilk çökelenlerdir. Daha sonra ve geç çökenler ise, kumlar ve suda asılı olarak taşınan mil, kil gibi ince unsurlardır. Sözü geçen bu unsurların çökeltilmesi ile birçok akarsu biriktirme şekli oluşur:
Birikinti konileri: Eğimli yamaçlardan inen sellerin ve derelerin suları bir düzlüğe vardığında hızları birden azalır, oraya kadar sürükleyerek taşıdıkları kaya parçaları ve onların kırıntılarını dağ eteğinde koni şeklinde yığarlar. Bu koni şeklindeki birikinti şekillerine birikinti konisi denir. Eğer bunların topoğrafik eğim değeri 10°den büyükse birikinti konisi; 10°den küçük ve nispeten cılız bir akarsu tarafından bu malzeme taşınıyorsa o zaman da birikinti yelpazesi adını alırlar. Ülkemizde birçok kentimiz birikinti koni ve yelpazeleri üzerinde kurulmuşlardır. Kayseri'nin Yeşilhisar, İsparta'nın Senir-kent, Konya'nın Akşehir ve bir de Bursa kentleri bunların birkaçıdır.
Dağ eteği ovaları: Yan yana yer alan birikinti koni ve yelpazelerinin birkaçının taşıdıkları materyalleri dağın eteğinde çökeltmeleri ve bunların birleşmesi sonucunda oluşan ovalardır. Bursa ovası, Dörtyol-İskenderun arasındaki kıyı ovası bu ovalara örnek oluştururlar. Buralarda tarım yapılabilmektedir.
Dağ içi ovaları: Bunlar dağ içlerinde, özellikle eğimin azaldığı yerlerde oluşan birikimler sonucunda oluşan ovalardır. Ülkemizdeki dağ alanları üzerinde çok görülürler. Erzurum ve Erzincan ovaları bunlara örnektir.
Taşkın ovaları: Taban düzeyinde akarak deniz seviyesine yaklaşan akarsuların ağızlarında ya da aşağı kesimlerinde oluşmuş ovalardır. Taban seviyesine ulaşması nedeniyle akarsuların eğimleri, hızları ve taşıma güçleri çok azalır. Buralarda oluşan geniş tabanlı alüvyal dolgulu ovalara taşkın ovası ya da taban seviyesi ovası adı verilir. Akarsular bu tabanlarda menderesler çizerek akarlar, yer yer taşarak taşkınlara neden olurlar. Bazen de yataklarını değiştirirler. Ülkemizdeki birçok akarsu, denize kavuşmadan bu şekilde bir birikim sonucunda taşkın ovaları oluştururlar. Sakarya'nın Adapazarı Ovası, Seyhan ve Ceyhan'ın oluşturduğu Çukurova, Batı Anadolu'da çöküntü alanlarında yer alan ovalar bunlara örnek oluşturabilir.
Deltalar: Akarsuların deniz veya göllere ulaştıkları kesimlerde taşıdıkları malzemeleri akasu ağızlarında biriktirmesiyle oluşur. Taban seviyesi ovalarından farkı, deltaların deniz içinde de birikme yapmalarıdır. Seyhan, Ceyhan, Meriç, Kızılırmak, Yeşilırmak'ın deltaları ülkemizin tipik delta örnekleridir. Deltalar, denize doğru ilerleyerek gelişirler ve büyürler. Ancak bu gelişim için kıyıda kuvvetli akıntı olmaması gerekir. Örneğin; üzerinde eski bir liman olan Truva kentinin kurulu olduğu Biga Yarımadası üzerindeki Kara Menderes Çayı, Çanakkale Boğazı çıkışındaki deniz akıntılarına
yenilerek denize doğru ilerlemesi sürerken durmuş ve burada üçgen şekilli delta denize doğru gelişememiştir.

AKARSU AŞINDIRMASI-BİRİKTİRMESİNİN BİRÜKTE GÖRÜLDÜĞÜ ŞEKİLLER
Taraçalar (sekiler): Bunlar, vadilerin yamaçlarında basamak şeklinde yüksekte kalmış akarsuların eski taban parçalarıdırlar. Genellikle iklim değişiklikleri, alanın yükselmesi ya da denizin alçalması sonucunda taraçalar oluşurlar. Taraçalar, geniş yatağına alüvyonlarını yaymış olan bir akarsuyun, tekrardan canlanarak, yatağını kazmaya başlaması ve derinleştirmesiyle oluşurlar. Ülkemizde dağ alanları dışındaki vadilerde akarsu taraçaları daha çok görülürler.
Menderesler: Akarsuyun yatak eğiminin azaldığı yerlerde, yana aşındırma sonucu oluşan büklümlerdendir.

Türkiye'nin Genel Coğrafi Konumu ve Özellikler

Türkiye, Asya- Avrupa ve Afrika'nın birbirine en çok yaklaştığı yerdedir. Üç tarafı denizlerle çevrili olup, yerşekilleri çeşitlilik gösterir.
Matematik konum olaraksa 36-KP - 42 KP arasında ve 26-45 Doğu Merideyenleri arasında yera-lır. Diğer bir ifadeyle Türkiye, Ekvator'un kuzeyinde, Başlangıç Meridyeninin (Greenvvich) doğusunda yer alır.

Matematik Konum:
26 DM - 45 DM 36 KP - 42 KP

Türkiye'nin Uç Noktaları:
•+ En kuzey noktası D Sinop- İnce Burun * En doğu noktası Küçük Ağrı dağının doğusu -► En güney noktası D Hatay - Beysun köyü * En batı noktası Gökçeadanın batısı- Avlaka burnu

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili olup, 779.452 km2 yüzölçüme sahiptir. Doğu- Batı uzunluğu 1600 km olup, Kuzey- Güney genişliği ise 600 km'dir. Ülke topraklarının %3 (23.764 km2) ü Avrupa'da %97 (755,688 km2) si ise Asya kıtasında yer almaktadır.
Türkiye yerşekilleri bakımından çeşitlilik gösteren bir ülkedir.

Anadolunun ortalama yükseltisi 1162 m'dir
Asya D 1100 m Afrika D 650 m
K. Amerika D 700 m Avrupa D 300 m

Kıtaların ortalama yükseltileri dikkate alınırsa Türkiye yükseltisi fazla olan bir ülkedir. Türkiyenin yükseliti basamaklarına bakacak olursak

Topraklarının;
% 16'sı 0-250 m arasındadır % 31'i 250-1000 m arasındadır % 40'ı 1000-2000 m arasındadır % 13'ü 2000 m'den yüksektir.

12 Şubat 2015 Perşembe

Türkiye’deki Enerji Kaynakları

Türkiye’deki Enerji Kaynakları arasında kömür, Linyit, Petrol, Doğal Gaz, Su Gücü, Rüzgar, Güneş, Jeotermal, Nükleer, Biyokütle enerjileri yer almaktadır. Şimdi de bunların nerelerden elde edildiğini öğrenelim.

Taş Kömürü: Zonguldak’ ta çıkartılan taş kömürü Karabük’te demir-çelik fabrikasında ve Çatalağzı termik santralinde kullanılır.

Linyit: Linyit 3 jeolojik zamanda oluşan bir kömür çeşididir. Soma-Manisa, Seyitömer-Kütahya, Yatağan-Muğla, Elbistan-Karamanmaraş, Çayırhan-Ankara, Orhaneli-Bursa termik santrallerinde kullanılır.

Petrol: Raman, Garzan, Kurtalan, Adıyaman, Batman ve Mardin çevresinde çıkartılan petrol ülkemizin %10 ihtiyacını karşılamaktadır.

Doğal Gaz: Hamitabat, Mardin-Çamurlu sahalarından doğal gaz çıkartılır.Türkiye’ nin en çok doğal gaz aldığı ülke Rusya ‘dır.

Su Gücü Hidroelektrik: En temiz enerji kaynaklarından biridir. Dünya sıralamasında Türkiye Hidroelektrik üretiminde 3 sırada yer almaktadır. 2009 senesinin sonu itibariyle işletmede bulunan 150 adet HES (hidroelektrik santrali) 14.417 MW’lık kurulu güce ve toplam potansiyelin yaklaşık %38′ine karşılık gelmektedir. Barajlardan hidroelektrik üretimi yapılmaktadır.

Atatürk Barajı Hidroelektrik santrali, 2405 MW
Keban Barajı Hidroelektrik santrali, 1330 MW
Karakaya Barajı Hidroelektrik santrali, 1800 MW
Özlüce Barajı Hidroelektrik santrali, 200 MW
Gökçekaya Barajı Hidroelektrik santrali, 278 MW
Obruk Barajı Hidroelektrik santrali, 203 MW
Rüzgar Gücü: Bu güçte yenilebilir ve temiz elektrik üretiminde kullanılmakta. Ülkelerin elektrik üretiminde büyük rol oynaması bekleniyor. Son yıllar ülkemizde Rüzgar Gücünden elektrik üretimine başlanmıştır.


Güneş Enerjisi: Bu enerji türü de Rüzgar ve  Hidroelektrik enerjisinde olduğu gibi temiz ve bitmeyen enerji kaynakları içerisindedir. Petrol ve doğal gaz tükenebilir enerji kaynakları artık kendini yenilebilir enerji kaynakları üzerinde yoğunlaşılmasına neden oluyor. Bu güç otomotiv sektöründe kullanılıyor.

Jeotermal Enerji: Yerin derinliklerinden gelen sıcak su gücüdür. Ülkemizde Denizli-Sarayköy Jeotermal santral yer alır.

Nükleer Enerji: Uranyum ve Toryum gibi radyoaktif minerallerin atomlarının parçalanmasıyla ortaya çıkan enerjiye nükleer enerji denir. Eskişehir-Sivrihisar toryum yatağı bulunmaktadır.

Biyokütle Enerjisi: Bitki ve Hayvan atıklarına dayanan bir enerji türüdür.

Türkiye’de Madencilik


Madencilik bakımından en önemli bölge Doğu Anadolu bölgesidir. Bu durumun volkanik arazi ile ilgili olduğu bilin. Kpss sınavlarında da madenlerin eşleştirilmesi ile ilgili sorular gelebiliyor.

Demir : Ülkemizin her tarafında rezervi bulunur.  Divriği ve Kangal (Sivas), Hekimhal ve Hasançelebi (Malatya), Havran (Balıkesir), Kayseri, Niğde, Adana, Kahramanmaraş ve Hatay da demir çıkartılır. Çıkartılan rezervler Karabük, Karadeniz Ereğlisi, İskenderun, Kırıkkale, Sivas ve İzmir de işlenir.

Bakır: Türkiye ‘de Artvin Murgul, Kastamonu Küre, Elazığ Maden ve Rize Çayeli de çıkartılır. Çıkartılan bakır Samsun, Artvin ve Elazığ da işlenir.

Krom :  Türkiye ‘de  Guleman Elazığ, Kopdağı Bayburt,  Fethiye Muğla, Acıpayam Denizli, Orhaneli Bursa, Mihalıççık Eskişehir, Pozantı Adana ve Kayseri de çıkartılır. Bir kısmı ihraç edilir bir kısmı da Antalya da işlenir.

Bor Mineralleri : Seyitgazi Eskişehir, Bigadiç Susurluk Balıkesir, Emet Kütahya ve Bursa çıkartılır. Çıkarılan bor mineralleri Bandırma ve Kırka Eskişehir de işlenir.

Boksit: Akseki Antalya, Seydişehir Konya, Milas Muğla, Saimbeyli Adana çıkartılır. Çıkarılan boksit Seydişehir işlenir.

Fosfat: Adıyaman, Bingöl, Şanlıurfa, Mardin ve Bitlis illerinden çıkartılan fosfat Mazıdağı Mardin de işlenir.

Barit : Antalya, Kahramanmaraş Mui ve Eskişehir illerinden çıkartılan barit İzmit, İzmir, Elazığ, Eskişehir ve Antalya’daki fabrikalarda işlenir.

Manganez: Adana, Denizli, Kastamonu, Balıkesir,Sivas illerinden çıkarılır. Demir-çelik sanayisinde kullanılır.

Antimon: Balıkesir, Tokat, Kütahya, İzmir, Bilecik ve Niğde bölgelerinden çıkartılır. Paslanmaz metal sanayisinde, ilaç ve seramik sanayisinde kullanılır.

Cıva: Ülkemizde Sarayönü Konya, Ödemiş İzmir,Manisa ve Uşak illerinden çıkartılır.

Feldspat: Manisa Demirci, Kütahya Simav, Aydın Çine ve Muğla Milas illerinden çıkartılır. Cam ve seramik sanayisinde kullanılır.

Kükürt: Isparta Keçiborlu ‘da çıkartılır. Boya sanayisinde kullanılır.

Asbest: Bursa, İskenderun, Erzincan, İzmir, Muğla ve Sivas da çıkartılır. Otomotiv sanayisinde ya da çatı malzemesi olarak kullanılır.

Lüle Taşı: Eskişehir ilinde çıkartılmaktadır.

Oltu Taşı: Erzurum ilinde çıkartılmaktadır.

Türkiye’de Ormancılık


Ülkemiz topraklarında sıcaklık ve yağış koşulları bakımından ormanların yetişmesi için tüm koşullar iyidir. Sadece bu durum İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu hariç tüm bölgelerimizde ormanlar yetişebilir. Yani Türkiye’nin %70′lik bir bölümünde ormanların olması gerekirken şuanda %26 bir kesimde ormanlar mevcuttur. Bu oranda da anlaşılacağı üzere ormanlar katledilmektedir.

Türkiye ‘de Ormanların dağılış yüzdesi;

Karadeniz Bölgesi:%25 en fazla
Akdeniz Bölgesi :%24
Ege Bölgesi :%17
Marmara Bölgesi:%13
Doğu Anadolu Bölgesi: %11
İç Anadolu Bölgesi :%7
Güneydoğu Anadolu Bölgesi:%3

Nüfusun Sektörel Dağılışı


Türkiye ‘de 15-64 yaş arasındaki nüfus, çalışma yaşındaki nüfus olarak kabul edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde iş imkanlarından dolayı işsizlik oranı azken gelişmemiş ülkelerde bu durum tam tersidir. Türkiye en çok çalışan sayısı tarım sektöründe bulunmaktadır. İkinci sırada ise hizmet sektörü yer almaktadır.  Hizmet sektörünü  sanayi takip etmektedir.

2010 Kpss Sorusu:

Çalışma çağında olan (15-64 yaş arası) olan, iş arayan ve bir işte çalışan nüfusu aktif nüfus denir. Türkiye’de 1955 yılında nüfusun %82′si aktifken bu oran 2005 yılında %45′e düşmüştür.

Türkiye’de, kalkınma hızının ve kişi başına düşen ulusal gelirin artmasına karşın aktif nüfusun azalmasında aşağıdakilerden hangisinin etkisi olduğu savunulamaz?

A) Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması
B) Nüfusun bir kısmının çalışmak üzere yurt dışına göç etmesi
C) 15-25 arası yaş grubundaki öğrenci sayısının artması
D) İş olanaklarındaki artışın nüfus artışından az olması
E) Makineli tarıma geçilmesiyle tarımda çalışan kişi sayısının azalması

Cevap: Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması doğru cevaptır.

2009 Kpss Sorusu

Türkiye’de çalışan nüfus içinde tarım sektörünün oranı 1980 yılında çalışanların %60 iken bu oran 2000 yılında %48 düşmüştür.

Aşağıdaki verilenlerden hangisinin bu azalmaya sebep olduğu söylenebilir?

A-) Dış satımında tarım ürünleri payının azalması
B-) Tarımda makineleşmenin artması
C-) Kent sayısının artması
D-) Ulaşım olanaklarının artması
E-) Yetiştirilen tarım ürünün artması

Cevap: Tarımda makineleşmenin artması insan gücüne olan ihtiyacı azaltmaktadır.

Türkiye’de Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler

Türkiye’de Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler arasında doğal ve Beşeri – ekonomik  faktörüler bulunmaktadır. Bu konudan kpss sınavlarında sorunlar gelebiliyor. Doğal faktörler  arasında iklim şartları, yer şekilleri ve su kaynakları yer almaktadır. Yağışın bol olduğu yerlerde nufüs yoğunlaşmaktadır. Buna örnek olarak Ege bölgesi verilebilir. Yer şekilleri de nüfusu etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Yer şekilleri ulaşımı dolayısı ile ekonomi etkiler.  Nüfus su kaynaklarının etrafında toplanmıştır.

Beşeri ve ekonomik kaynaklar içerisinde sanayileşme,  tarım, madenler, turizm ve ulaşım yer almaktadır. Sanayileşmenin olduğu yerlerde nüfus yoğun olarak görünmektedir. Buna izmit örnek verilebilir.  Verimli toprakların olduğu yerlerde de nüfus yoğundur.  Çurukova, Bafra gibi.  Maden yataklarının olduğu yerler de nüfus yoğundur. Çünkü iş imkanı yüksek olduğundan insanlar buralarda yaşar.  Turizm ise sezonluk ya da kalıcı nüfusa neden olur.

2011 KPSS Sorusu:

Benzer topoğrafik ve klimatik özelliklere sahip olmasına karşın İstanbul kentinin nüfus yoğunluğu Çanakkale Kentinin 50 katıdır.

Aşağıdaki etmenlerden hangisi Nüfus dağılışını en az etkiler?

A-) Ulaşım kolaylığı  B-) Doğal Göllerin Varlığı
C-) İklim Koşulları D-) İş İmkanları E-) Turizm Faaliyetleri

Cevap: Konumuzu anladıysanız hemen doğru cevap gözünüze ilişmiştir. Doğal Göllerin Varlığı nüfus dağılışında önemli değildir.


2005 Kpss Sorusu

Türkiye’nin coğrafi bölgelerinin nüfus yoğunluklarının birbirinden farklı olmasında aşağıdakilerden hangisinin diğerlerinden daha az etkili olduğu savunulabilir?

A) Doğal bitki örtüsünün
B) Yüzey Şekillerinin
C) İklim koşullarının
D) Endüstri kuruluşlarının
E) Coğrafi Konumlarının

Cevap: Doğal bitki örtüsü nüfus dağılışını etkilememiştir.

2003 Kpss Sorusu:

Aşağıda verilen akarsularımızdan hangisinin geçtiği bölgelerin yerleşim ve endüstrileşmesi dikkate alındığında kirlilik oranının en az olması beklenir?

A)Kızılırmak B)Sakarya Nehri C)Susurlul Çayı
D-)Aras Nehri E)Menderes Nehri

Cevap : Aras Nehri. Doğu Anadoludan geçtiği için kirlilik oranı azdır.

Türkiye’ de Nüfus Artış Hızı

Kpss ders notlarını sunduğumuz sitemizin bu günkü coğrafya dersinde Nüfusu artıran ve azaltan nedenleri öğreneceğiz.  Bu bölümden Kpss sınavlarında sorular gelebiliyor.  Türkiye’ de Nüfusu artıran nedenler arasında şunlar yer almaktadır.

Doğum oranının ölüm oranından yüksek olması
Eğitim seviyesinin düşük olması
Sağlık hizmetlerinin gelişmiş olması
Ortalama yaşam süresinin artması
Gelenek Görenekler
Dışarıdan yapılan göçler
Dini inanışlar
Türkiye’ de Nüfusu azaltan nedenler arasında şunlar yer almaktadır;

Aile Planlaması
Bebek ölümlerinin fazla olması
Eğitim seviyesinin yüksek olması
Dışarıya göç verilmesi
Doğal afetler ve salgın hastalıklar
Savaşlar
Kadının iş hayatına atılması

Türkiye’ de Nüfus Artış Hızının yüksek olmasıyla iş gücü ucuzlar, piyasa genişler, mal ve hizmete olan talep artar, askeri etkisi artacağından ülkenin dünya üzerinde caydırıcılığı artar. Fakat bunun olumsuz etkileri bulunmaktadır. Kişi başına düşen milli gelir azalır, işsizlik artar, sağlık hizmetlerinde aksamalar olur, yaşam standardı düşer ve çevre kirliliği düşer

Türkiye’nin İklimini Etkileyen Faktörler

Türkiye’nin iklimini etkileyen faktörlerin başında Matematiki konumun İklim üzerindeki etkileri yer almaktadır. Bunları maddeler halinde inceleyelim

Türkiye orta kuşakta olduğu için 4 mevsimi de yaşayan bir ülkedir.
Kuzey Yarım kürede orta kuşağın güneyinde yer alması sebebiyle de Akdeniz iklim kuşağında bulunur.
Güneyden gelen sıcak hava kütlelerinin etkisinde kalır. Bunu hep birlikte hissediyoruz.
Kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığın bir nebze düşmesini sağlar.
Yazın büyük bir bülümde kurallık baş gösterir.
Dağların güney yamaçlarında bakı olduğu için biraz daha sıcaktır.
Türkiye’nin  İklimini etkiliyen bir diğer faktör ise Özel Konumudur. Şimdide Özel Konumun İklim üzerindeki etkilerini maddeler halinde inceleyelim.


Aynı anda farklı mevsimler yaşanabilir. Örneğim bir yerda kar yağarken ülkenin bir diğer bölgesinde denize girilmesi.
Denizellik yükselti ve yer şekilleri gibi nedenler yüzünden iklim çeşitliliği bulunur.
Karadeniz, Akdeniz ve Ege bulundukları yerlerin biraz ılıman olmasını sağlar.
Batıdan Doğuya doğru yükseltinin büyümesi sıcaklığın azalmasında etkili olur.
Soru : Akdeniz iklim Kuşağında yer Türkiye ‘nin Çeşitli İklimlerin görünmeside aşağıdaki maddelerden hangisinin etkisi yoktur?

a-)Yükselti b-) Dağların Uzanışı c-)Denizellik d-) Okyanus Akıntıları e-) Karasallık

Evet yukarıdaki konumuzu anladıysanız bu soruyu hemen çözmüş olmanız lazım. Türkiyede Okyanus akıntıları yoktur. Yani cevap d şıkkı olmalıydı.

Türkiye’de Basınç Merkezleri

Türkiye coğrafyası Özel ve Matematiki konumdan dolayı çeşitli basınç merkezlerinin etkisinde bulunmaktadır. Bu dersimizde bu basınç merkezlerini sizlerle öğrenmeye çalışacağız.

Asor Dinamik Yüksek Basıncı

30° enlemlerinde Atlas Okyanusunda Asor adaları çevresinde oluşan basın merkezidir. Bu basınç merkezi kuraklığa neden olmaktadır.

İzlanda Dinamik Alçak Basıncı

60° enlemlerinde İzlanda Adası çevresinde oluşmuştur. Yazın yağmura kışın kar yapmasına neden olur.

Mevsimlik Basınç Merkezi

Türkiye’yi mevsimlik olarak etkilemektedir.  Termik nedenlere bağlı olarak oluşur.


Basra Termik Alçak Basıncı

Basra Körfezinin yanında aşırı ısınmayla oluşan alçak basınç sistemidir. Bu basınç merkezi özellikle Güneydoğu Anadolu da buharlaşmaya neden olmaktadır.

Sibirya Termik Yüksek Basıncı

Sibiryanın kışın aşırı soğumasıyla oluşan basınç sistemidir. Özellikle Doğu Anadolu da soğuk, kuru ve ayazlı günlerin yaşanmasına neden olur.

Türkiye’de Rüzgarlar

Türkiye 30° ile 60° enlemleri arasında esen Batı rüzgarları kuşağında yer alır. Fakat Özel konumu  bu rüzgarlardan etkilenmemizi önler.



Günlük Rüzgarlar

Günlük rüzgarlar sıcaklık ve basınç farkından doğan  meltem rüzgarlarıdır. Kara ile dağ arasında görünene rüzgarlardır. Ege kıyılarında yazın gündüz denizden karaya doğru esen rüzgarına imbat adı verilmektedir.

Yerel Rüzgarlar

Kara Yel : Küzeybatından esen soğuk rüzgardır.

Yıldız :Kuzeyden esen soğuk rüzgardır

Poyraz : Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgardır

Etesien: Ege Denizinde kuzeyden esen soğuk rüzgardır.

Lodos : Güneybatından  esen sıcak rüzgarlardır.

Kıble : Güneyden Esen Sıcak Rüzgarlardır.

Keşişleme:  Güneydoğudan esen sıcak rüzgarlardır. Marmara ‘daki denizciler Uludağ eski adından esinlenerek keşişleme adını almıştır. Sam yeli Güneydoğu bölgesinden esen rüzgardır.

Not: Kpss sorularında harita üzerinde bir rüzgarın yeri farklı yerde verilerek sorulur yada keşişleme rüzgarları dağın isminden esinlenerek verilmiştir diye bir soru gelebilir. Bunun için dikkat etmeniz lazım.

Türkiye’de Nem ve Yağış

Türkiye’de Nem ve Yağışın dağılışını etkileyen faktörler şu şekilde sıralanmaktadır.

Yer şekilleri: Akdeniz ve Karadeniz de dağların kıyıya paralel olarak uzanmasından dolayı yağış miktarı fazladır.

Rüzgarlar : Nemli rüzgarların etkisinde kalan bölgeler yağış miktarı fazladır.

Buharlaşma : Yaz sıcaklarının fazla olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde buharlaşma fazladır.

Nemlilik: Karadeniz Bölgesinin Doğu kıyıları nem bakımından Türkiye ‘de başı çekmektedir. Kıyılardan iç bölgelere gidildikçe nem oranı düşer. Nem açığı en fazla olan bölge ise Güneydoğu Anadolu Bölgesidir.

Bulutlanma: Bağıl nemin olduğu bölgelerde bulutlanma süresi fazla, bağıl nemin az olduğu bölgelerde bulutlanma süresi azdır.

Türkiye ‘de Yağış Rejimi

Akdeniz, Ege, Güney Marmara Kıyıları ve Güneydoğu Anadolu ‘da en fazla yağış kış mevsiminde yağar. İç Anadolu Bölgesinde en fazla yağış ilkbahar mevsiminde yağmaktadır. Karadeniz Bölgesinde bu durum Sonbahar mevsimine rast gelmektedir. Erzurum-Kars bölgesinde ise en fazla Yağış yaz mevsiminde gerçekleşir.

Türkiye’de İklim Tipleri

Türkiye matematiki ve özel konumun etkisiyle Akdeniz, Karadeniz ve Karasal ikliminin etkisinde kalmaktadır. Şimdi bunları teker teker inceleyelim

Akdeniz İklimi

Akdeniz, Ege ve Güney Marmara bölgelerinde bu iklim tipi görünmektedir. Yaz mevsimi kurak ve sıcak olarak geçmektedir. En fazla yakış kışın gerçekleşir. Bitki örtüsü makidir. Yağışlar genellikle cephe yağışları olarak görünür.

Karadeniz İklimi

Karadeniz bölgesinin kıyı kesiminde etkili olarak görünen bir iklim tipidir.  Bulutlanma ve sis oldukça fazla olarak görünmektedir. Yağış rejimi düzenlidir. Güneşlenme süresi azdır. Yağış tipi yamaç yağışlıdır. Bu iklim tipinde ormanlar geniş yer kaplar.

Karasal İklim

İç Anadolu, Batı Anadolu ve Doğu Anadolu görünen iklim tipidir. Kış mevsimi soğuk ve yağışlı yaz ayları ise bunun tam tersi sıcak ve kurak bir şekilde geçer.  Buralarda bitki örtüsü bozkırdır.

Güneydoğu Anadolu bölgesi  Akdeniz iklimi etkilidir.  Doğal bitki örtüsü bozkırdır. Yaz mevsimi sıcak ve kurak geçerken kış mevsimi ılık ve yağışlı geçmektedir.

Erzurum ve Kars bölgesinde sert karasal iklim görünmektedir. Yağış tipi konveksiyoneldir. Kışlar soğuk ve yağışlıyken yaz ayları fazla uzun sürmez. Bitki örtüsü ile çayırdır.


2008 Kpss Sorusu

Buğday Akdeniz kıyılarında Doğu Anadolu platolarından daha erken hasat edilir.

Bu durum üzerinde etkili olan etmenler aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir.?

A-)Yağış tutarı- Enlem B-)Enlem- Yükselti
C-)Yağuş tutarı- Bakı     D-) Bakı- Enlem          E-)Yükselti- Bakı

Çözüm: Yukarıdaki sorunun cevabı B şıkkıdır. Bir yerde buğday hasadı erken başlaması için sıcaklık ortalamasının yüksek olması gerekli.

Türkiye Toprak Çeşitleri

Türkiye’de toprak çeşitleri yerli ve taşınmış toprak olmak üzere 2 gruba ayrılmaktadır.  Bu coğrafya dersimize yerli toprak çeşitleri ile başlıyalım.

Yerli Topraklar

Laterit Topraklar: Rengi demir oksit nedeniyle kırmızımsı olan topraklardır. Tarım için elverişsiz toprak çeşitidir. Bu topraklar Doğu karadeniz bölgesinde görünmektedir.

Kahverengi Orman Toprakları :  Geniş yapraklı ormanların bulunduğu yerlerde yaygındır. Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu ‘nun batı kesiminde bu topraklar görünmektedir.

Terra Rossa Topraklar: Bu toprakların rengi kırmızıdır.  Akdeniz ikliminin yaygın olduğu bölgelerde görünmektedir.  Bu topraklar sulama ile verilmli hale gelir.

Podzol Topraklar:  Bu topraklara batı karadeniz kıyılarında rastlanmaktadır.  Yıkanmış olduğundan mineral bakımından fakir bir toprak çeşitidir.

Tundra Toprakları: Türkiye de bu toprak çeşiti görünmemektedir. Bu nedenle sorularda bu şık sıklıkla verilerek şaşırtma yapılabilir.

Çöl Toprakları: Türkiye de çöl toprakları bulunmamaktadır.

Kastane Rengi Topraklar: Doğu Anadolu, İç Batı Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu topraklara rastlanmaktadır.

Çernezyomlar: Erzurum ve kars platolarında görünen toprak çeşitidir. Dünyanın en verimli toprakları arasında bulunmaktadır.

Taşınmış Topraklar

Akarsu, buzul ya da rüzgar nedeyle taşıdıkları malzemeler ile oluşan toprak çeşitidir. Mineral bakımından zengin toprak çeşitidir. Akarsuların taşıdıkları eğimin azaldığı bölgelerde oluşanlara alüvyal, Rüzgarların biriktirdiği topraklara lös ve Buzulların taşıyıp biriktirdiği topraklara moren adı verilir.


2005 Kpss Sorusu:

İklimler göz önüne aldığında aşağıda verilen bölgelerin hangisinde nemli bölge topraklarının görünmesi beklenir?

A-) Orta Fırat   B-) Orta Kızılırmak C-) Ege D-) Doğu Karadeniz E-) Batı Karadeniz

Çözüm: Doğru cevap doğu karadeniz . Bunun nedeni en çok yağış alan bölge doğu karadenizdir.

Türkiye’de Sanayi Kolları

- Tütün: Devletin kurduğu: İstanbul, İzmir, Tokat, Samsun, Adana, Malatya. Özel sektöre ait ise: Torbalı, Bitlis.

- Dokuma: Sümerbank tesisleri ve İstanbul.

- Deri: Malatya, Erzurum, İstanbul, Ankara, İzmir

- Giyim: İstanbul, Bursa, İzmir

- Oto sanayisi: Bursa, İstanbul, Ankara, İzmit, İzmir, Eskişehir, Aksaray, Gaziantep

- Demiryolu ve vagon: Sivas, Eskişehir, Adapazarı. Ankara’da F – 16 montajı.
İstanbul (Haliç), İzmir (Aliağa), İzmit (Gölcük) gemi sanayisi.

- Kimya Sanayisi: İzmir, İstanbul, Mersin ilaç fabrikası. Genelde kimya sanayimiz İzmir – İstanbul – Bursa’da toplanmıştır.

- Orman ürünleri: Giresun (Aksu), Zonguldak (Çaycuma), Balıkesir, Dalaman (Muğla),

- Çimento: İstanbul, Gebze, Mersin, Sinop

- Tuğla: Afyon, Manisa, Uşak, İzmir ve Çanakkale

- Cam: İstanbul, Çanakkale, İzmir, Kütahya seramik tesisleri. Türkiye saat, gözlük ve mercek üretimi yapmaz.

Enerji Kaynakları

- Taşkömürü: Tamamı Batı Karadeniz’de çıkarılır. Taşkömürünün bir bölümü Çatalağızı termik santralinde kullanılır.

- Linyit: Soma (Manisa), Tunçbilek, Tavşanlı (Kütahya), Yatağan (Muğla), Çayırhan (Ankara), Elbistan (Kahramanmaraş). Kalori değeri düşük linyitler, Soma, Yatağan, Seytiömer, Gökova termik santrallerinde kullanılır. En büyük üretici Elbistan termik santralidir.

- Petrol: Tamamına yakını Güney Doğu Anadolu bölgesinden çıkarılır. Batman, Garzan, Raman, Adıyaman, Siirt. Güney Doğu Anadolu’dan çıkarılan ve ithal edilen ham petrol Batman, İpraş (İzmit), Ataş (Mersin), Aliağa (İzmir), Orta Anadolu (Kırıkkale) işlenir.

- Doğalgaz: Trakya’da (Hamitabat, Hayrabolu), Mardin ve Siirt çevresinde bulunur. Rezervler yetersiz kaldığı için ithal edilen yerler: Rusya, Cezayir, İran, Türkmenistan ve Kazakistan. Doğalgazla çalışan termik santraller Hamitabat (Kırklareli), Ambarlı (İstanbul) ve Bursa’da bulunur.

- Jeotermal: Sarayköy (Denizli), Balçova (İzmir), Afyon, Aydın, Manisa, Balıkesir, Kütahya. Sarayköy’de Jeotermal ile çalışan santral bulunur.

Madenler

Ülkemizde en çok maden Doğu Anadolu bölgemizdedir. Özellikle bölgenin Yukarı Fırat bölümüdür. İhraç edilen ürünler; Bor, Krom, Bakır, Civa, Tuz, Manganez vb. madenlerin ham olarak ihraç edilmesi, o ülkenin tam sanayileşmediğini gösterir. Genelde gelişmiş ülkeler dışarıdan ham maden satın alırlar. Geri kalmış ülkeler ham maden satar.

- Demir: Hekimhan (Malatya), Divriği, Kangal (Sivas), Çamdağı (Sakarya), Edremit, Eymir (Balıkesir), Adana illeri. Bu cevherler: Ereğli, Karabük, İskenderun, Kırıkkale, Sivas ve İzmir’deki demir – çelik fabrikalarında işlenir.

- Bakır: Bakır yatakları; Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Maden (Elazığ). Rezerv bakımında en zengin Maden’dir. Çıkarılan bakır madeni: Samsun, Murgul ve Ergani (Diyarbakır) tesislerinde işlenir.

- Krom: Guleman (Elazığ), Köyceğiz, Fethiye (Muğla), Harmancık, Orhaneli (Bursa), Pozantı (Adana), Pınarbaşı (Kayseri), İskenderun. Çıkarılan madenler Elazığ ve Antalya’da işlenir.

- Boksit: Akseki (Antalya), Seydişehir (Konya) çıkarılan yerler. Seydişehir’de işlenir.

- Bor Mineralleri: Dünya bor rezervinin yaklaşık %70’i Türkiye’de bulunur. Kütahya, Eskişehir ve Balıkesir çıkarılır.

- Kükürt: Isparta Keçiborlu’da hem yatakları hem de fabrikası var ama kapatılmış.

- Zımpara Taşı: Başta, Tire, İzmir çevresi ile Manisa, Aydın, Muğla, Manisa ve Denizli.

- Tuz: En çok Tuz gölünden elde edilir. Deniz tuzları içerinde en önemlisi İzmir Çamaltı tuzlasıdır. Kaya tuzları ise, Çankırı. Çorum

- Kuruşun – Çinko: Keban (Elazığ), Yozgat’tan çıkartılır. Elazığ’da işlenir.

- Civa: Ege bölgesinde, Ödemi,ş, Karaburun (İzmir), Sarayönü (Konya).

- Mermer: En önemli yataklar Afyon, Marmara adası, Bursa, Muğla ve Bilecek yöresinde çıkartılır.

Türkiye’de Hayvancılık

Türkiye hayvan sayısı bakımından Avrupa’da birinci dünyada beşinci sıradadır. Buna karşılık birim hayvan başına alınan verim çok düşüktür. Bunun nedenleri ise;
- Küçük baş hayvancılığın yaygın olması. Yerli ırkların veriminin az olması
- Modern olmayan hayvancılık yöntemlerinin (mera hayvancılığının) uygulanması etkili olmuştur.

Küçük Baş Hayvancılık: En yaygın olanıdır.

1. Koyun: Kıvırcık, karaman, dağlıç, sakız, merinos türleri vardır.
- Doğu Anadolu ve sonra İç Anadolu’da yaygındır.
- Merinos yerli ırk değildir. Eti lezzetli olmasa da süt verimi ve yapağısı ince kaliteli kumaş dokumacılığına elverişlidir. Bu özelliği ile merinos en çok ıslah edilen hayvandır.
- Türkiye’de süt kuzu kesimi en büyük tehlikedir.

2. Tiftik Keçisi: Anakara keçisi de denir. Yünü dokumacılıkta çok değerlidir. Angora yünü. Ana vatanı İç Anadolu.

3. Kıl Keçisi: Eti çok yağsız, sütü çok yağlıdır.
- Bu özelliğinden dolayı arap ülkelerine canlı satılır.
- Sütü, peynir ve yoğurt yapımında değerlidir.
- Dağlık alanları sevdiğinden başta Akdeniz ve Doğu Anadolu üretiminde öncüdür.

Büyük Baş Hayvancılık: Gür otlakların yer aldığı, Doğu Anadolu (Erzurum – Kars ve Hakkari yöresi) ile Doğu Karadeniz yaylaları oldukça yaygındır.

Kümes Hayvancılığı: Yoğun nüfusun yumurta ve beyaz et ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük kentlerimizin çevresinde yoğunlaşmıştır. Tavukçuluğun geliştiği alanlar; Balıkesir, Bolu, Denizli, Eskişehir, Bursa, İstanbul, İzmir, Anakara, Kütahya, Adana.

İpek Böcekçiliği: İpek böcekçiliği dut ağacının yetiştiği her yerde yapılabilir. Dolayısıyla İç Anadolu’nun kurak yerlerinde Doğu Anadolu’nun yüksek yerleri hariç her yerde yapılabilir. Ülkemizde en yoğun Güney Marmara illerinde yapılır.

Arıcılık: İlk sırayı Ordu, ve Muğla çevresi (menteşe yöresi) alır.

Nüfus ve Yerleşme

- Türkiye’de ilk nüfus sayımı Cumhuriyet döneminde 1927 yılında yapılmıştır.
- 1935 yılından itibaren her 5 yılda sayım yapılması dönemi açılıştır.
- 1990’dan sonra her 10 yılda yapılmaya başlanmıştır.
- 1997 yılında yapılan sayımın amacı seçmen dağılımı ve sayısını güncelleştirmek.

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu
- Bir yerin toplam nüfusunun, o yerin yüzölçümüne bölünerek elde edilir.
- İstanbul, Kocaeli, İzmir gibi illerde yoğunluk 200 kişinin üzerinde iken Sivas, Ağrı, Artvin, Hakkari, Şırnak, Gümüşhane, Kastamonu gibi illerde 50 kişinin altındadır.
- Yoğunluk en fazla Marmara, en Doğu Anadolu bölgesindedir.

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu
- Tarım nüfusunun, tarım topraklarına bölünmesiyle elde edilir.
- Tarımsal nüfus yoğunluğu yer şekillerinin engebeli tarım arazisinin az olduğu dağlık bölgelerde yüksek, düzlüklerin geniş yer kapladığı bölgelerde düşüktür. Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yoğunluk daha fazla, İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde düşüktür.

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu
- Toplam nüfusun, tarım alanları yüzölçümlerine bölünmesiyle elde edilir.
- Fizyolojik yoğunluk İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde düşüktür.

En çok göç alan yerler:
- Sanayisi gelişmiş olmasında dolayı; Marmara bölgesinde Çatalca – Kocaeli, Bursa, Kıyı Ege, Batı Karadeniz, Adana, Mersin, G. Antep, Eskişehir, Ankara, Denizli vb.
- Hem sanayi hem de tarımdan dolayı; Adana, Bursa, Kıyı Ege, Konya, Ş. Urfa, Hatay vb.

En çok göç veren yerler:
- Sanayisinin gelişmemiş ve tarım arazilerinin yetersizliğinden dolayı;
- Doğu Anadolu: Tunceli, Muş, Bitlis, Iğdır, Hakkari.
- İç Anadolu’nun doğusu: Sivas yöresi.
- Karadeniz bölgesi: Doğu Karadeniz ve dağlık iç bölgeler.
- Diğer dağlık bölgeler.

Türkiye’nin İklimi

Türkiye genel olarak orta kuşakta Akdeniz iklim sahasında yer alır. Bununla beraber ülkemizde özel konumun etkisiyle step, karasal, ılıman okyanus iklim gibi farklı iklim tipleri görülmektedir. Türkiye’de yer şekillerinin çeşitlilik göstermesi, yüksekliğin kısa mesafelerde değişmesi, farklı mevsim özelliklerinin aynı anda görülebilmesini ve iklimin çeşitlilik göstermesini sağlamıştır. Ülkemizde farklı iklim tiplerinin bir arada görülmesi bölgeler arasında; doğal bitki örtüsünün, tarım ürünlerinin, akarsu rejimlerinin, toprak türlerinin, nüfus yerleşme türlerinin, turizm faaliyetlerinin farklılaşmasına neden olmuştur.

Basınç ve Rüzgarlar
Basınç farkı ne kadar fazla ise rüzgarın şiddeti de o kadar fazladır. Basınç farkı için 1013 mb referans alıyoruz. Yani 1013’ün yukarısı yüksek basınca (YB), altındaki değerler ise alçak basınca (AB) girer. Türkiye’de rüzgarın en şiddetli olduğu yeler Çanakkale, Marmara’dır.
- AB (Alçak basınç): Rüzgarı sıcak/ılık. Oluştuğu yerlerde; hava bulutlu, kapalı ve yağışlıdır. Yükseltici dikey yönlü hava hareketi yapar (Hafif).
- YB (Yüksek basınç): Rüzgarı soğuk, serin. Oluştuğu yerde hava açık ve güneşli. Alçalıcı ve yatay hava akımı yapar.

Türkiye’deki basınç merkezleri
- Balkan YB: Süreklidir. En güçlü ve en etkili basınçtır ülkemizde. Kuru soğuk kışlar. Serin yazlar.
- Sibirya YB: Kış aylarında etkilidir. Kuru soğuk getirir. Kuru soğuk kışlar.
- Basra AB: Yazın etkilidir. G. Anadolu’da yaz mevsiminin aşırı kurak geçmesine neden olur. Bu basınç nem taşımaz.
- Azor YB: Süreklidir.
- İzlanda YB: Süreklidir.

Dip Not: Farklı yönlerden gelen akımlar nedeniyle cephesel yağışlar görülür.

Türkiye’de Esen Başlıca Rüzgarlar
- Kuzey sektörlü; Karayel, Yıldız ve Poyraz soğuk hava getirir.
- Güney sektörlü; Lodos, Kıble ve Keşişleme sıcak etki yapar.

Yer Şekillerinin Etkileri
Türkiye’de aynı anda 4 mevsimin yaşanabilmesinin nedeni yer şekilleridir. Türkiye’de yer şekillerinin çeşitlilik göstermesi ve kısa mesafelerde değişmesi, iklim koşullarının bölgeler arasında hatta bölge içinde farklılaşmasına neden olur.
- Yükseklik: Atmosferde yükseldikçe her 100 metrede 0,5 C° sıcaklık azalır. Türkiye ortalama yüksekliği fazla olan bir ülkedir. Batıdan doğuya yüksekliğin artması, sıcaklığın doğuya gidildikçe azalmasına Doğu Anadolu bölgesinde kış aylarının çok kar şeklinde olmasına, karın uzun süre yerde kalmasına, don olayının uzun süre görülmesine, tarım ürünlerinin daha geç olgunlaşmasına neden olur.
- Dağların uzanışı: Türkiye’de dağlar genellikle doğu – batı yönünde uzanır. Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde kıyıya paralel uzanan dağlar denizel etkilerin iç kesimlere sokulmasını engelleyerek kıyıda yağışı artırırken, iç bölgelerin karasallaşmasını, kıyı iç bölge arasında iklim farklılıklarının artmasına neden olmuştur.

Türkiye’de İklim Çeşitleri

1. Karadeniz:
- Karadeniz kıyılarında ve özellikle Doğu Karadeniz’de görülen ılıman her mevsim yağışlı iklimdir. En yağışlı mevsim sonbahar, en az yağış alan mevsim de ilkbahardır. Yağış rejimi düzenlidir.
- En fazla yağış Doğu Karadeniz özelikle Rize alır.
- Sıcaklık farkları nemlilikten dolayı azdır. Kışlar ılık, yazlar serindir.
- Doğal bitki örtüsü kışın yaprağını döken ağaçlar ile, yapraklarını dökmeyen iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır.
- Karadeniz bölgesinde yüksekliğe bağlı olarak bitki örtüsü kuşakları oluşturur. Dağların alt kesimlerinde geniş yapraklı, orta kesimlerde karışık, yukarı kesimlerde iğne yapraklı orman bulunur. Orman sınırının üzerinde Alpin çayırları bulunur.

2. Akdeniz:
- Kış sıcaklıkları ortalaması 0 °C üzerinde, yazlar sıcak ve kurak en yağışlı mevsim kıştır.
- Yağış rejimi düzensizdir. En fazla yağış kışın en az yağış yazın düşer.
- Doğal bitki örtüsü makidir.

3. Karasal:
- Kış sıcaklıkları 0 °C altına düşer. Kar erimeleri ile ilkbahar mevsimi daha yağışlıdır.

Türkiye’deki Yağış Rejimleri
- Rize: Sonbahar: %35, Kışın: %29, Yazın: %20, İlkbahar: %16 yağış alır.
- Konya: Sonbahar: % 19, Kışın: %28, Yazın: %15, İlkbahar: %38 yağış alır.
- İstanbul: Sonbahar: %27, Kışın: %36, Yazın: %16, İlkbahar: %21 yağış alır.
- Kars: Sonbahar: %18, Kışın: %16, Yazın: %35, İlkbahar: %31 yağış alır.
- Antalya: Sonbahar: %23, Kışın: %44, Yazın: %5, İlkbahar: %28 yağış alır.
- Şanlıurfa: Sonbahar: %17, Kışın: %54, Yazın: %3, İlkbahar: %26 yağış alır.