Our social:

Latest Post

Coğrafya 9 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Coğrafya 9 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2015 Çarşamba

Muhteşem Dörtlü Doğal Ortamlar

Doğa; Atmosfer (Hava Küre), Biyosfer (Canlı Küre), Hidrosfer (Su Küre) ve Litosfer (Taş Küre) olarak dört temel unsurdan oluşan bir bütündür.

Doğayı oluşturan bu dört unsur arasında mükemmel bir dayanışma ve denge vardır. Yeryüzündeki; okyanuslar, denizler, göller ve akarsulardan buharlaşan sular atmosfere karışarak bulutları oluştururlar. Su buharının yoğunlaşması sonucu sular yağış olarak tekrar yeryüzüne döner ve akarsulara, göllere, denizlere ve yer altı sularına karışır. Yağışlarla oluşan sular sular canlılar için hayati öneme sahiptir.
Teknoloji ve uygarlık seviyesi geliştikçe insanların doğal çevreye verdikleri zarar artmaktadır. Özellikle Sanayi devrimi ile beraber insanların doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri daha da artmıştır.
1.       Atmosfer ( Hava Küre)


Çeşitli özellikteki gazların dünyayı çevrelemesiyle oluşmuş doğal bir küredir. Yağış, sıcaklık, bulut, sis, rüzgar gibi olaylar atmosferin çeşitli katlarında meydana gelmektedir.

2.       Biyosfer (Canlı Küre)

Bitkiler, hayvanlar, insanlar ve mikroorganizmalar gibi canlıların oluşturduğu sistemdir. Biyosferin bir parçası olan insan diğer canlılardan farklı şekillerde etkilenmekte ve onların yaşam alanlarını, yaşam biçimlerini etkilemektedir.

3.       Litosfer (Taş Küre)

Yer kabuğunun en dış kısmıdır. Yer’in zamanla soğuması sonucunda oluşmuş üst kısımdaki kayaçlardan oluşan kabuk bölümüdür. Dağlar, taşlar, vadiler, platolar litosferi oluşturan başlıca unsurlardır.

4.       Hidrosfer (Su  Küre)


Litosferin üzerinde bulunan okyanus, deniz, göl, akarsu ve kaynak sularında oluşan kısımdır. 

25 Şubat 2015 Çarşamba

Doğa ve İnsan


KONULAR:

_DOĞAL UNSURLAR

_İNSAN, DĞOA VE COĞAFYA

_MÜHTEŞEM DÖRTLÜ

DOĞAL UNSURLAR:
İnsanların beslenmesine, giyinmesine ve barınma şekillerine baktığımızda, yeryüzünün değişikli yerlerinden çok büyük farklılıklar olduğunu görürüz. Bu farklılıkların temel sebebi doğal çevrenin insana sunduğu imkânlardır. Sibirya’da kürklere sarınmış olan insan, Afrika’da yarı çıplak haldedir. Eskimolar balıkla beslenip pirinci tanımazken Güneydoğu Asya’da insanların temel besin kaynağı pirinçtir. İnsanların konut tiplerinde ve yapı malzemelerinde de farklılıklar görülür. Az yağışlı ve nem oranı düşük ortamlarda kerpiç evlere rastlanırken bol yağışlı ve nem oranı yüksek ortamlarda ise ahşap evlere rastlanır.
   Doğal unsurlar insanların karakterlerinin oluşmasında da etkilidir. Dünyada dört mevsimin yaşandığı yerlerde insan kışın soğukla yazın sıcakla mücadele etmek kış mevsimi için yiyecek hazırlamak mecburiyetindedir. Bu faaliyetler, bu yerlerde yaşayan inşaların mücadeleci birer karakter kazanmalarını sağlamıştır, sürekli yaz mevsiminin yaşandığı ekvator ve çevresindeki yerler ile uzun kış mevsimlerinin yaşandığı kutuplara yakın yerlerde insanın doğa ile mücadelesi de farklılık gösterir. Çoğu zaman çevremizde olup biten doğal olayların farkında olmayız örneğin her gün güneşin doğudan doğup batıdan batmasına, yağmur ve karın yağması, rüzgarın esmesi denizlerde dalgaların oluşması, geniş yapraklı bazı bitkilerin her yıl son baharda yaprağını döküp ilk baharda yeşermesi bize sıradan olaylar gibi geliyor. Bu doğal olayların insan hayatına etkisini hiç düşündünüz mü? Örneğin yarın güneş doğmazsa, önümüzdeki yıl yağmur ve kar yağmazsa, rüzgar esmezse, sıcaklık hep aynı derecede kalsa neler olurdu?
Doğa ile insan sürekli etkileşim içindedir. Bu etkileşim coğrafya başta olmak üzere birçok bilim dalı tarafından incelenir.
İNSAN, DOĞA VE COĞRAFYA
İNSANIN DOĞA İKE ETKİLEŞİMİNDE COĞRAFYA BİLİMİNİN ROLÜ:
Coğrafya, insan ve doğa arasındaki etkileşimi inceleyen bir bilimdir. Yeryüzündeki doğa olaylarını ve insan faaliyetlerini incelerken bunlar arasında ilişki kurar. Böylece olayları bir bütün olarak kavramamızı sağlar. Örneğin bir şehrin gelişmesi üzerinde etkili olan doğal kaynaklar, yüzey şekilleri, iklim, ulaşım, sanayi, nüfus vb. doğal ve beşeri faktörleri bir bütün olarak ortaya koyar. Herhangi bir bölgede yapılarında coğrafi çalışmalara ihtiyaç vardır.
  Geleceğe yönelik planlamalarda, coğrafya biliminin verilerinden ve çalışma yönteminden faydalanılması, doğayı koruyarak doğadan faydalanma imkânı sağlayacaktır. Aksi takdirde yapılacak yatırımlarda büyük ölçüde emek, zaman ve hatta can kaybı meydana gelebilecektir. Örneğin verimli ovalarda sanayi tesisleri kurulması, tarımı olumsuz yönde etkilerken böyle alanlarda meslekleri inşa edilmesi depremde can ve mal kaybına neden olmaktadır. Bu ve benzeri olumsuzlukların temel nedeni insanın doğayı yeterince tanımaması ve doğayla uyumlu sürdürebilir projeler hayata geçirmemesidir. İşte coğrafya biliminin temel amaçlarından biri insanın doğayı tanımasını ve doğa ile uyumlu bir yaşam sürmesini sürmesini sağlamaktır. Coğrafya yeryüzünde meydana gelen doğal olayları ve bunların insan yaşamına etkilerini sorgularken insanın doğa üzerindeki etkilerini de ele alır. Örneğin tarım, turizm, ulaşım vb. birçok insan faaliyeti iklimin etkisindedir. Bunun yanında insanlar, doğada bazı değişiklikler yaparak farklı yararlanma şekilleri geliştirirler. İhtiyaç duyulan suyun depolanması için barajlar yapılması bataklıkların kurutularak tarım alanı haline getirilmesi engebeli alanlarda tüneller, viyadükler, köprüler yapılması, sulama kanalları inşa edilmesi madenlerin işletilmesi ormancılık faaliyeti gibi unsurlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu uygulamalar yapılırken coğrafya biliminden faydalanmak oldukça önemlidir.

MUHTEŞEM DÖRTLÜ
Atmosfer (hava küre):
Yerküreyi çepeçevre saran gazlardan oluşan doğal bir ortamdır.
Litosfer (taş küre):
Yer kürenin çeşitli kayaçlarından oluşan ve canlıların üzerinde yaşadığı en dış katmandır.
Hidrosfer (su küre):
Okyanus deniz göl akarsu kaynak suları buzlar ve yer altı sularının hepsine birden verilen isimdir.
Biyosfer (canlılar küresi):
Litosfer atmosfer ve hidrosferden oluşan doğal ortam içerisinde yaşayan canlılardan oluşur.

  Doğal ortamı bir futbol takımına benzetebiliriz. Bu takımda her oyuncunun bir görevi vardır. Örneğin kaleci gelen topları tutmasa forvet oyuncusu savunmada beklese teknik direktör maçı televizyonda izlese neler olurdu?
Hâlbuki takımında herkes kendi görevini bilir ve ona göre davranırsa takım amacına ulaşır. Okulunuzda yöneticiler öğretmenler veliler ve yardımcı görevliler memurlar hizmetliler sizlerin başarılı olması için iş bölümü yaparak dayanışma içinde çalışırlar.

İşte bunun gibi yaşadığımız çevrede dört unsurdan oluşan bir ortam vardır. Bu unsurlar arasında dengeli bir etkileşim vardır. Örneğin güneşin ısıtmasıyla sular buharlaşır. Buharlaşan su yükselerek bulutları oluşturur. Rüzgârlar bulutları atmosferde farklı yerlere taşır. Bu bulutlarda ki nemin bir kısmı yoğuşur ve yağış olarak yere düşer. Düşen yağışın bir kısmı yer altına sızar, bir kısmı akarak göllere ve dizlere ulaşır. Bir kısmı ise buharlaşarak tekrar atmosfere yükselir. Yağışlarla yer inen suyu yeryüzündeki canlılar kullanır ve bu sayede yaşamlarını sürdürürler. İşte ifade edilen bu etkileşimdeki dengenin insanlar tarafından bozulması canlıların yaşamını olumsu etkiler. Doğal unsurların insana ve faaliyetlerine olan etkileri coğrafya bilimi inceler. Bu incelemeyi yaparken doğal ortamla ilgilenirken diğer bilimlerle yardımlaşır. 

15 Ocak 2015 Perşembe

Dünyanın Şekli Hareketleri ve Sonuçları

A. DÜNYA’NIN ŞEKLİ

Dünya, kutuplardan hafifçe basık, Ekvator’dan şişkin kendine has bir şekle sahiptir. Buna geoit denir. Dünya’nın geoit şekli, kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında oluşan, merkez kaç kuvvetiyle savrulması sonucu meydana gelmiştir.



Dünya’nın Şeklinin Sonuçları

Ekvator’un uzunluğu tam bir meridyen dairesinin uzunluğundan daha fazladır.

Ekvator yarıçapı, kutuplar yarıçapına göre 21 km daha uzundur.

Dünya’nın şeklinden dolayı, güneş ışınları yeryüzüne farklı açılarla düşer.

Sıcaklık dağılışını etkiler. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık değerleri düşer.

Dünya’nın şeklinden dolayı, Dünya’nın bir yarısı karanlıkken diğer yarısı aydınlıktır. Aydınlanma çizgisi daire biçiminde olur. Buna aydınlanma çemberi de denir.

Kutuplar, Dünya’nın merkezine (Ekvator’a göre) daha yakındır. Bunun sonucu olarak, yerçekimi Ekvator’da az, kutuplarda daha fazladır.

Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalır.

Ekvator’dan kutuplara gidildikçe, paralel boyları ve meridyenler arası mesafe azalır.

Dünya’nın şeklinden dolayı, harita çizimlerinde hatalar meydana gelir.

Kutup yıldızının görünüm açısı bulunduğumuz yerin enlem derecesini verir.

B. DÜNYA’NIN HAREKETLERİ

1. Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi (Günlük Hareket)

Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.



Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

Gece ve gündüz birbirini takip eder.

Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir.

Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda;

– Fiziksel çözülme oluşur.

– Günlük basınç farkları oluşur.

– Meltem rüzgârları oluşur.

Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;

– Sürekli rüzgârların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir.

– Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.

Yerel saat farkları meydana gelir.

Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.

Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.

Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.

2. Dünya’nın Güneş Etrafında Dönmesi (Yıllık Hareket)

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneş’in çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir.

Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.



Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun nedeni, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya’nın Güneş’ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.

Dünya’nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine neden olur.

Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.

Kara ve denizler arasında sıcaklık farkları oluşur.

Muson rüzgârları meydana gelir.

Gece - gündüz uzunlukları değişir.

Güneş’in ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneş’in ufukta battığı yer ve saat değişir.

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.

Cisimlerin gölge boyları değişir.

Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.

Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünya’nın Eksen Eğikliği

Dünya’nın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörünge) düzlemi, Ekvator’dan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.



Bu iki düzlem birbiriyle çakışmaz. Çünkü, Dünya’nın ekseni ekliptik düzleme tam dik değildir. Başka bir ifadeyle, Dünya ekseni ile ekliptik düzlemi arasında 66° 33’, Ekvator düzlemi ile ekliptik düzlemi arasında 23° 27’ lık bir açı vardır.

İşte yukarıda, Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketinin sonuçlarında sayılanların asıl nedeni, Dünya’nın ekseninin eğik olmasıdır. Buradan, “Dünya’nın Güneş çevresinde dönüşünün sonuçları, eksen eğikliği ile birlikte ortaya çıkar” sonucunu çıkarabiliriz.

Dünya ekseninin 23°27’ eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.

Güneş’in doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.

Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.

Mevsimlerin oluşumuna neden olur.

21 Aralık’ta Güney Yarım Küre’nin, 21 Haziran’da ise, Kuzey Yarım Küre’nin Güneş’e daha dönük olmasına neden olur.

Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvator’dan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.

Ekvator çizgisi üzerinde yıl boyunca gece ve gündüz süreleri değişmez.

Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.

Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.



MEVSİMLER ve ÖZELLİKLERİ

Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece - gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir.

21 HAZİRAN



a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 90°lik açı ile düşer.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 43°06’ lık açı ile düşer.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

23 EYLÜL



Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre’de ise tam tersi olur.

Bu tarih Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar, Güney Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur.

Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 ARALIK



a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06’ lık açı ile gelir.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 90° lik açı ile gelir.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

21 MART



Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90° lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur.

Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.

Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.